(2762 S. K. m. 21, 40)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı Vakıflar Bölge Müdürlüğü avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı H. A. Vakıf iş hanında ki işyerini ihale sonucu diğer davalı ile yaptığı sözleşme ile kiraladığını, ancak, daha sonra taşınmazın yapı kullanma izin belgesine uymadığının anlaşıldığını, aldığı çalışma ruhsatının iptal edildiğini ayrıca para cezası verildiğini, pis su borularının patlaması ile eşyalarının hasarlandığını ileri sürerek, sözleşmenin feshine ödenmiş kira bedellerinin iadesine. Ticari faaliyette bulunulamadığı için 20.000.000.000 Lira maddi zararın hasardan dolayı 3.374.158.000 Lira maddi zararın 259.500.000 Lira cezanın ve 3.000.000.000 Lira manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı H. Vakfı Cevabında davacının ekonomik kriz nedeniyle böyle bir yola başvurduğunu, su basması ile ilgili kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece kiralananın yapı kullanma belgesine uygun olmadığı, bu nedenle davacının çalışma ruhsatının iptal edilmiş olup, kiralananın amaca uygun halde bulundurulma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, bu itibarla doğan maddi zarardan sözleşmenin tarafı olan Vakıflar Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğu, diğer davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile, H. Vakfı Yönünden davanın husumet nedeniyle reddine diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davacı ve davalı vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kiralanan taşınmazın kiralanma amacına uygun hazır bulundurulma yükümlülüğüne uyulmadığı iddiasına dayalı kira sözleşmesinin feshi, maddi ve manevi tazminata ilişkindir. Davacı tarafından kiralanan taşınmazın davalı H. Vakfı'na ait olduğu uyuşmazlık konusu değildir. H. Vakfının mütevellisinin bulunmadığı dönemde bu vakfa ait taşınmazın 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 21. maddesi gereğince emaneten diğer davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünce idare edildiği sonrada 20.05.2002 başlangıç tarihli sözleşme ile Vakıflar Genel Müdürlüğünce davacıya kiraya verildiği anlaşıldığı gibi, anılan kira sözleşmesinde de bu husus açıkça belirtilmiştir. Nitekim H. Vakfı mütevellisi atandıktan sonra kira sözleşmesi ile ilgili işlemleri benimsediği açık ve belirgindir. Bu durumda H. Vakfı kira sözleşmesinin tarafı olup, mahkemece H. Vakfı yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davalı, vakıflar Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarına gelince, 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 21. maddesinde; Boş talan mütevellilik, yenisi verilinceye kadar, Vakıf işlerine Umum Müdürlük bakar hükmü getirilmiş olup, yine anılan yasanın 40. maddesinden de, Mülhak Vakıflarda mütevelliliğe ve vakıftan intifa veya mülkiyet iddiasına ait davalarda, mütevellilerle vakıflar idaresinin birlikte hasıl tutulması lazımdır şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemeler karşısında, Vakıflar İdaresinin bu tür davalarda hasım gösterilmesi yasal zorunluluk olup, mülhak vakfın borçlarından sorumlu tutulmalarına olanak yoktur. Kaldı ki, yukarıda da değinildiği gibi, vakıflar İdaresinin kira sözleşmesini, H. A. Vakfı adına imzaladığı açıktır. Böyle olunca, mahkemece, vakıflar idaresinin yasal hasım olduğu kabul edilerek, diğer davalının borçlarından sorumlu tutulmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetsiz olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle temyiz edilen hüküm davacı, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Vakıflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy