(1086 S. K. m. 1, 2, 8)
Dava: Taraflar arasındaki takibin devamı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, halen oturmakta olduğu dairenin dava dışı eşi Abdullah Özdemir'e ait olduğunu, aleyhine boşanma davası açtığını eşinin mal kaçırmak ve kendisini tahliye ettirmek amacıyla taşınmazı muvazaalı olarak davalı eniştesine satış yapılmış gibi gösterip tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi yapıldığını belirterek takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, boşanma davası açılmadan önce satış yapıldığını muvazaa olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, uyuşmazlık tahliye istemli takibe yönelik olup HUMK.nun 7 ve 8. maddeleri gereği davaya bakmaya Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan geçersizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı, halen oturmakta olduğu evin dava dışı kocası Abdullah Özdemir'e ait olup aleyhine boşanma davası açtığını kocasının mal kaçırmak ve kendisini zor durumda bırakmak amacıyla bu yeri eniştesinden davalıya satmış gibi gösterip tahliyeyi sağlamak için davalı lehine tahliye taahhüdünde bulunup eşi aleyhine icra takibi yaptığını, oysa satış ve tahliye taahhüdü işlemlerinin muvazaalı olduğunu belirterek icra takibinin iptalini istemiştir.
Bir davada maddi vakıaları ileri sürmek taraflara, maddi vakıaları değerlendirmek, hukuki tavsifi yaparak uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin görevidir. ( HUMK.76 )
Davacı dava dışı eşi Abdullah ile davalı arasında varlığı iddia edilen kira sözleşmesi ile eşinin davalıya verdiği tahliye taahhüdünün kendisini evden çıkarıp ısrar etmek gayesi ile yapıldığını ve geçersiz olduğunu iddia ederek aleyhinde bu tahliye taahhüdüne dayanarak yapılan icra takibinin iptali talebiyle bu davayı açmıştır.
Davanın konusu icra takibinin dayandığı tahliye taahhüdünün ve kira sözleşmesinin mevcut ve geçerli olup olmadığının belirlenmesidir. Dava HUMK 8. maddesinin II bendinin 1. fıkrası kapsamında kalan klasik anlamda tahliye fesih ve tespit davası değildir. Bu nedenle, dava konusu taşınmazın değerine göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir. Mahkemece dava tarihi itibariyle dava konusu dairenin değeri araştırılarak belirlenecek değere göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 16.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy