(4734 S. K. m. 53) (1086 S. K. m. 1, 7)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı idarenin açtığı tepegöz cihazı alımına ilişkin ihalenin şirketlerinde kaldığını, ihale sonrasında davalı tarafından 6.10.2003 tarihli yazı ile dosyanın Maliye Bakanlığına vizeye gönderilebilmesi için % 4,5 karar pulu bedelinin ve Kamu İhale Kanununun 4964/32. maddesi gereğince de ihale bedelinin %0,5'inin Kamu İhale Kurumu adına yatırılmasının istenmesi üzerine, toplam 4.152.000.000 TL ödediğini, ancak şikayet üzerine ihalenin iptal edildiğini ileri sürerek, anılan bedelin istirdadı ile şimdilik 100.000.000 TL kar mahrumiyetinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ihalenin Kamu İhale Kurumu tarafından feshedildiğini, kendilerinin herhangi bir kusurları bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 4.152.000.000 TL'nın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı idarenin 3.825 adet tepegöz cihazı alımı için 17.9.2003 tarihinde açmış olduğu ihalenin 830.025.000.000 TL bedelle davacı şirket uhdesinde kaldığı, davacının, damga vergisi ve Kamu İhale Kurumu katkı payı olarak toplam 4.152.000.000 TL'sını 7.10.2003 tarihinde Yapı Kredi bankasına yatırdığı ne var ki şikayet üzerine Kamu İhale Kurumu tarafından ihalenin iptal edildiği, davacı şirketle herhangi bir sözleşmenin imzalanmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idare, 2886 sayılı Devlet İhale kanunu hükümlerine tabidir. Yapılan ihale sonucu ihale üzerinde kalan davacı ile davalı arasında yasa gereğince noterde sözleşme düzenlenmeden ihale iptal edilmiş olup, yapılan işlemler idari safhada kalmıştır. Bu durumda taraflar arasında tam ve tekemmül eden bir sözleşmenin varlığından bahsedilemez. O nedenle, uyuşmazlığın idarece sözleşme aşamasından daha önce yapılan bir işlemden kaynaklandığı konusunda tereddüt olmamalıdır. Bu nedenle mahkemece, İdarenin yürüttüğü kamu hizmeti ile ilgili olarak, idari usul ve esaslara uygun biçimde yaptığı bir ihalede, sözleşme aşamasına kadar tesis ettiği işlemlerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu kabul edilerek dava dilekçesinin yargı yolu yönünden görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davada adli yargının görevli olmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde esastan hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 13.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy