(1086 S. K. m. 388, 384)
Dava: Taraflar arasındaki ayıplı hizmet davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 20.3.2000 tarihinde kablolu TV üzerinden 064/016 hızlı internet hizmeti almak için abone olduğunu, hattın kullanımı sırasında internet bağlantısının vaat edilen hıza ulaşmadığını, 19.9.2001 tarihinde davalı şirketle 256/064 hıza erişim sağlayacak yeni bir sözleşme imzaladığını, yine internet erişim hızında sıkıntılar yaşadığı için internet hızının 512/128 Kbps'a çıkarılması için 30.12.2002 tarihli üçüncü bir sözleşme imzaladığını, ancak internet bağlantısının vaat edilen hıza ulaşamadığını ve vaat edilen nitelikte hizmet verilemediğini, davalı şirkete yaptığı başvurularının sonuçsuz kaldığını, ayıplı hizmet verildiğini ileri sürerek, bugüne kadar uğramış olduğu zararın faizi ile birlikte ödenmesine, ayıp oranında bedel indirimi yapılmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ayıplı hizmet devam ettiği taktirde dava tarihinden itibaren aylık ödemelerin 109.000.000 TL olarak belirlenmesine, ayıbın giderilmesi halinde tarifeye göre ücret ödenmesine, davacının fazla ödemelerin aşağıda tabloda belirtilen tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 388. maddesinde de; mahkeme kararında bulunması gereken hususlar tek tek sayıldıktan sonra, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir..." hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 384. maddesinde ise "Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve terrüdüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır" hükmü getirilmiştir. Temyize konu mahkeme kararı, davalının ödemesi gereken miktar yönünden açık olmadığı gibi, infazda sorun yaratacak niteliktedir. Zira gerekçede davacının toplam ödediği bedelden yararlandığı hizmet bedel düşüldüğünde, 832.000.000 TL.na hak kazandığı belirtildikten sonra, hüküm kısmında iade edilecek tutar, tabloda 2.164.900.000 TL olduğu açıklanmıştır. Kısa kararda ise, aylık ödemelerin 109.000.000 TL olarak belirlenmesine, ödemelerin ödendiği tarihten itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. O nedenle infazda sorun yaratacak nitelikte usul hükümlerine aykırı yazılan mahkeme kararı öncelikle bu yönden bozulmalıdır.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy