(2004 S. K. m. 72) (YHGK 15.12.2004 T. 2004/13-761 E. 2004/708 K.)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Niyazi Karagöl ile diğer davalı banka arasında kredi kartı sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, kendisinin de bu sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, davalı Niyazi'nin kredi kartı borcunu ödemediğini, sözleşmede kefalet limiti 100.000.000 TL olarak gösterilmiş olmasına rağmen davalı Vakıfbank'ın her ikisine karşı toplam 670.140.925 TL alacak yönünden icra takibi başlattığını, dava tarihine kadar icra dosyasına toplam 400.000.000 TL ödemede bulunduğunu, halen maaşından kesinti yapılmak suretiyle icraya ödemesinin devam ettiğini ileri sürerek borç miktarının tespiti ile fazladan yaptığı, ödemelerin istirdadına karar verilmesini istemiş, 05.07.2002 günlü ıslah dilekçesi ile de dava konusu alacağa temerrüt faizi uygulanmasına ve %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Vakıfbank, davacının kefil değil garantör olduğunu, borcun tamamından sorumlu bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiş; diğer davalı oturumlara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, davada dayanılan sözleşmede kredi kartı limitinin 100.000.000 TL olarak gösterildiği, davalı bankanın davacıdan bu miktar ve bu miktarın işlemiş temerrüt faizinden başka talepte bulunmayacağı, fazladan tahsil ettiği paraları da tahsil tarihinden itibaren yine aldığı faize göre iade etmek zorunda olduğu gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle 945,35 YTL'si asıl alacak olmak üzere toplam 1.859,91 YTL'nin davalılardan tahsiline asıl alacağa 01.04.2003 tarihinden itibaren davalı bankanın tahsilde uyguladığı faiz oranının uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılardan Vakıfbank tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı dava dilekçesinde faiz isteminde bulunmamış, ancak 05.07.2002 tarihli ıslah dilekçesinde dava konusu alacağa temerrüt faizi uygulanmasını istemiştir. Davacının bu istemi geçmişe yönelik olarak işlemiş faize ilişkin bir istem değildir. Bu durumda fazladan yaptığı ödemeler yönünden ıslah tarihine kadar faiz uygulanamayacağı gibi davalı bankanın tacir sıfatından kaynaklanan %135 oranındaki temerrüt faizi de uygulanmaz. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2004 tarih ve 2004/13-761 esas ve 2004/708 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının fazladan yaptığı ödemelere ıslah tarihi olan 05.07.2002 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmalı, bu tarihten sonraki tarihlerde yapılan ödemeler yönünden ise her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren yine yasal faizi uygulanması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, 07.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy