(4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesi gereğince borç miktarının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankaya kredi kartı borcunu ödeyemediğini, 4822 sayılı kanun geçici 1. maddesinden yararlanmak üzere müracaat ettiğini, ancak davalının fahiş borç belirlediğini ileri sürerek anılan yasa gereğince borcunun tespitini istemiştir.
Davalı, 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinden yararlanmak için müracaat ettiğinde henüz temerrüde düşmediğini bu nedenle bu yasadan yararlanamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının yasanın yürürlük tarihinden sonra hesabının kat edildiği bu nedenle temerrüt oluşmadığından yasadan yararlanamayacağı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 26.3.2003 tarihinde noter aracılığıyla ve süresinde davalı bankaya 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesindeki imkanlardan yararlanmak üzere başvurduğu dosya kapsamı ile sabit ve tartışmasızdır. Yine dosyaya ibraz edilen ekstrelere göre, davacının kredi kartı ile en son harcama yaptığı ekstrenin son ödeme tarihinin 10.3.2003 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Davalı banka ise davacıya gönderdiği ihtar ile hesabının 21.5.2003 tarihinde kat edildiğini bildirdiği ve 28.8.2003 tarihinde de toplam 4.436.577.318 TL. borcun ödenmesi için icra takibi yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının kat tarihinden önce bankaya 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre müracaatının bulunduğu yani müracaat tarihinde henüz temerrüdünün bulunmadığı, bu nedenle anılan yasadan yararlanamayacağı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa davacının son ödeme tarihi geçtiği halde ödeme yapmama gibi bir durumu varsa kredi kartı hesabının icra takibi aşamasına geldiği ve son harcamaya dayalı ekstrenin son ödeme günü itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Bu nedenle davacıya ait tüm ekstrelerin celbi ile temerrüt tarihinin araştırılarak bu tarih itibarıyla anılan yasa çerçevesinde bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılıp alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin istek halinde iadesine, 04.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy