(2004 S. K. m. 67, 72) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının kendi imzası bulunan adi belge üzerine 13.000 Mark yazarak icra takibine koyduğunu, itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını ve bu davanın kabul edildiğini öne sürerek, bu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı borçlu olmadığının tespitini istediği senedin, daha önce dayalı tarafından icra takibine konduğunu ve itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasının kabul edildiğini, ancak bu kararın henüz kesinleşmediğini belirterek, bu davayı açmıştır. Davalı ise henüz kesinleşmeyen itirazın iptali davası nedeniyle derdestlik itirazında bulunmuş ve bu itiraz mahkemece kabul edilerek, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Öncelikle, belgeye dayalı icra takibine itiraz edilmiş ve itirazın iptali davası açılmış ise aynı belge nedeniyle menfi tespit davası açılıp açılamayacağı üzerinde durulmalıdır. Gerek doktrin ve gerek uygulamada, her iki davanın da genel hükümlere göre görüleceği kabul edilmekle birlikte, itirazın iptali ve alacak dolayısıyla menfi tespit davalarının sonuçları itibariyle farklı davalar olduğu kabul edilmektedir. İtirazın iptali davaları ispat kuralları bakımından genel hükümlere göre incelenen dava türü ise de İ.İ.K.'nun 67. maddesi hükümleri de dikkate alınacağından, alacak veya menfi tespit davası ile sonuçları farklı olduğu ortadadır. Böyle olunca, itirazın iptali davası açılmış olsa dahi, borçlunun aynı konuda menfi tespit davası açabileceğinin ve bunda hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Her iki davada talep edilen feri tazminat ve haklar da nazara alındığında derdestlik söz konusu olmaz. Ancak bir davada verilen hükmün diğer dava için kesin hüküm oluşturacağı göz ardı edilmemelidir.
Böyle olunca, mahkemece dava konusu borçla ilgili davalı tarafından yapılan icra dosyası ile itirazın iptali davası celbedilip, şayet itirazın iptali davası henüz kesinleşmemiş ise her iki davanın birleştirilmesi ve her iki dosyanın ve delillerin birlikte değerlendirilmesi, şayet itirazın iptali davası kesinleşmiş ise kesin hüküm teşkil edeceği de göz önünde tutularak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy