(4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m. 23) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka, davalının aldığı kredi kartının kullanımı sonucu oluşan borcunu ödemediğin, hakkında başlatılan icra takibine de kısmen itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi hükmünden yararlanmak için süresi içerisinde davacıya başvurduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı borçlunun 4822 sayılı yasa hükmünden yararlanmak için yasanın öngördüğü süre içerisinde başvurup, taraflar arasında protokol düzenlenmiş olmasına karşın davalının protokol hükümlerine uymadığı, öngörülen taksitleri ödemediği, bu nedenle 4822 sayılı yasa hükümlerinden istifade edemeyeceği, sözleşme hükümlerine göre borçtan sorumlu bulunduğu gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle 3.618.931.246 TL. üzerinden itirazın iptaline, asıl alacağın %40, oranında inkar tazminatının tahsiline, peşin harcın mahsubu ile bakiye 54.960.000 TL. harcın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle,
4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisi borca ilave edilmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacı bankanın 4822 sayılı yasanın yayımlanmasından önce gönderdiği 16.8.2001 günlü ihtarnamenin 21.8.2001 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 24 saatlik sürenin dolması ile 23.8.2001 tarihinde davalının temerrüde düştüğü hakkında 17.1.2002 gününde icra takibine geçildiği, davalının 4822 sayılı yasa hükmünden yararlanmak amacıyla gönderdiği 11.4.2003 tarihli ihtarnamesiyle davacıya başvurduğu, 10.6.2003 tarihinde icra dosyasına borçlu her ay 312.000.000 TL. olarak toplam 12 taksit halinde ödeyeceği yönünde taahhütte bulunduğu, bu taahhüdü davacının da kabul ettiği, davacının 1.12.2003 tarihli oturumdaki beyanına göre de ilk taksit borcunu ödediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davanın devamı sırasında 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği, davalının da süresi içerisinde anılan yasanın lehine olan hükümlerinden yararlanmak amacıyla davacıya başvurup, ilk taksit borcunu da yatırmak suretiyle talepte bulunduğuna göre davalının sonraki taksitleri ödemediği gerekçe gösterilerek anılan yasa hükümlerinden istifade ettirilmemesi yasanın düzenleniş amacına ters düşer. Hal böyle olunca mahkemece, davaya itirazın iptali davası olarak bakılamayacağı gibi sözleşmede öngörülen orandaki faiz oranları esas alınarak hesaplama yapılamaz. Bu durumda az yukarıda açıklanan ilke ve esaslar birlikte değerlendirilerek davalının gönderilen kat ihtarnamesiyle temerrüde düştüğü 23.8.2001 tarihi itibariyle ihtarnamede toplam borç miktarı olarak gösterilen 1.571.662.392 TL.'na bu tarihten davacının davalıya başvurduktan sonra davalının da 3.3.2004 tarihli oturumda kabul ettiği sözleşmenin imzalandığı tarih olan 10.6.2003 tarihine kadar geçen süre içerisinde (bu olayın özelliği itibariyle) %50 faiz uygulanmalı, böylece davalının sözleşme tarihi itibariyle borç miktarı belirlenmeli, belirlenen bu miktara BSMV, icra masrafları, tahsil harcı ve avukatlık ücreti gibi masraflarda eklenmek suretiyle bilirkişiden alınacak ek ikinci bir raporla belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Her ne kadar bilirkişi 15.5.2004 tarihli ek raporunu 4822 sayılı yasa hükümlerini göstererek hazırlamışsa da özellikle temerrüt tarihi ve tahsil harcı gibi hususlar yönünden az yukarıda açıklanan ilkelere uymadığından bu rapor itibar edilmemeli, yeni bir ek rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmelidir.
3- 4077 sayılı tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 23. maddesinin 2.fıkrasında, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar, harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Mal ve hizmet sunan satıcıların ise harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin, yasada bir hüküm yoktur. Dava sonunda dava kabul edildiği takdirde, davanın değerine göre davalı satıcının harçtan sorumlu tutulması, hükmü temyiz ettiklerinde de bunlardan temyiz harcının alınması, harçlar kanununun amir hükümleri gereğidir. Davanın reddi halinde ise, davacı harçtan muaf olduğu için bunlardan harç alınmaması gerekir. Yasanın bu açık hükmüne rağmen davalının harçtan sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 21.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy