(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan H.T. Erel'in kredi kartı borçlusu, diğer davalının da sözleşme kefili olduğunu, gönderilen ihtarnameye rağmen davalıların kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödemediklerini, girişilen icra takibine de itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, hesap bildirim cetvelinde de belirtildiği gibi borcun ödendiğini, sözleşmedeki imzasının da diğer davalı kefil Ş. Erel'e ait olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, hesap bilirkişi raporuna göre davalılardan H. T. Erel'in davacıya 8.215.000 TL. borcu bulunduğu gerekçe gösterilerek adı geçen davalı yönünden bu miktar üzerinden itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline sözleşmedeki imzanın diğer davalı Ş. Erel'e ait olmadığı anlaşıldığından bu davalı hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının dayandığı 5.12.1997 tarihli hesap bildirim cetvelinde borcun 24.11.1997 tarihi itibariyle 1.763.599.11 TL. olarak ödendiği belirtilmiş olmasına rağmen davalının bu tarihten sonra 24.11.1997 gününde icraya verdiği itiraz dilekçesinde kredi kartı borcuyla ilgili olarak kendisine her hangi bir bildirim yapılmadığını beyan etmiş olup, bu borcu ödediğine ilişkin her hangi bir savunmada bulunmamıştır. Davacı ise 18.6.1998 günlü oturumda verdiği tarihsiz cevaba cevap dilekçesinde davalının takibe konu kredi kartı borcunu ödemediğini, bankacılık uygulamalarında bir kredi borcu hakkında takip yapılacağı zaman kredi hesabının kapatılıp, borcun kanuni takip hesabına aktarıldığını davalı içinde bu işlemin yapıldığı beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece davacının bu beyanı üzerinde durulmalı, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla banka kayıtları üzerinde inceleme ve araştırma yapılmalı, davaya konu borcun ödenip ödenmediği veya kayıtlarda her hangi bir maddi hatanın bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu konuda her hangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şeklide hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 28.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy