(818 S. K. m. 96) (YHGK 29.09.2004 T. 2004/13-417 E. 2004/442 K.) (YHGK 10.12.2003 T. 2003/4-693 E. 2003/740 K.)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat E. E. gelmiş diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, Metro Eczanesi sahibi olduğunu ve eczacılık mesleğini kendisinin yaptığını, muvazaalı olarak çalıştırılmadığını, Bağ-Kur tarafından sözleşmesinin bu nedenle feshinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu öne sürerek, sözleşme hükümlerinin halen geçerli olduğunun tespitine, haksız feshin iptali ile muarazanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının feshedilen sözleşmenin devamını istemeye hakkı olmadığını, eda davası açılabilecek halde tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, feshin hukuka uygun olduğunu bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının feshin iptali ile sözleşmenin fesihten önceki gibi devamını isteyemeyeceği, açılan davada hukuki yararı olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, yapılan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle feshin iptaline ve sözleşme hükümlerinin halen geçerli olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi bir davanın görülebilmesi için dava açılmasında hukuki yararın bulunması zorunludur. Kural olarak eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Ne var ki dairemize temyiz incelemesi için intikal eden diğer dosyalar nedeniyle varlığın bilinen Bağ-Kur Genel Müdürlüğü, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ve SSK arasında imzalanan 7.11.2000 tarihli ortak tedavi uygulama protokolünün fesihlerde ortak hareket ve bilgilendirme başlığını taşıyan 4. maddesinde Protokol taraflarından birinin herhangi bir kuruluş ile sözleşmesini fesih etmesi halinde bu durum diğer taraflara da bildirilecektir. Diğer taraflar bu bildirim üzerine varsa ilgilinin sözleşmesini feshedecektir düzenlemesi kabul edilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumlarının aralarında yaptığı bu protokol hükmüne göre davacının Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile yaptığı sözleşmenin feshi diğer kurumlarla olan sözleşmelerinin de feshine neden olacaktır. Bu durumda davacının sözleşmenin feshinin iptalini ve geçerli olduğunun tespitini istemekle hukuki yararı bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/13-417, 2004/442 sayılı ve 29.9.2004 tarihli kararı, 2003/4-693, 2003/740 sayılı ve 10.12.2003 tarihli kararları da bu doğrultudadır. Mahkemece, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olduğu gözetilip işin esasını inceleyip sonucuna göre karar vermesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy