(818 S. K. m. 84, 101)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalıların kredi kartı hamili olup, söz konusu kart ile yaptığı harcamaları ödemede temerrüde düştüğünü ve alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve %40 icra inkar tazminatının davalılardan alınmasını istemiştir.
Davalılar, ana borcu ödediklerini, talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, itirazın iptali ile takibin 4.571.432.271 TL. üzerinden devamına, %40 icra inkar tazminatının tahsiline, asıl alacak miktarı olan 4.109.922.251 TL.'ye takip gününden itibaren %50 temerrüt faizi yürütülmesine, davalıların yapmış olduğu ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 tarih içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasası'nın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Mevduatı Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Mevduatı Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davacı Bankanın 4822 s. kanunun yayımlanmasından önce davalılara 19.6.2001 gününde ihtarname gönderdiği ve borcun 24 saat içerisinde ödenmesini istediği, bu ihtarnamenin 27.6.2001 gününde tebliğ edildiği borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine 14.9.2001 gününde icra takibine geçildiği daha sonrada davalıların itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, yargılama aşamasında davalıların davacı bankaya 4822 s. yasadan yararlanmak için başvurduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu halde mahkemece davalıların 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi hükmünden yararlanma hakkı kabul edilmeli ve dava alacak davasına dönüştürülerek, temerrüt gününe kadar asıl alacağa akdi faiz, bu tarihten eş söyleyişle davalının temerrüdünün gerçekleştiği 29.6.2001 gününden itibaren bankaya başvuru gününe kadar ana borca %50 faiz yürütülmesi, ayrıca icra masrafları Avukatlık Ücreti, tahsil harç ve faizin banka sigorta muamele Vergisini borca ilave etmek ve bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerin BK. 84. maddesi gereğince ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacağın 12'ye bölünmesi gerekirken mahkemece anılan bu hususlar göz ardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2- Davacı banka davalılara verdiği kredi kartının kullanılmasından doğan borcun ödenmemesi sebebiyle giriştiği icra takibine vaki itiraz üzerine, iş bu itirazın iptali davasını açmıştır. Yargılama sırasında davalıların 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden yararlanmak için davacı bankaya başvurduğu tarafların da kabulündedir. Hal böyle olunca kanun hükmüne göre itirazın iptali davası bu niteliğini değiştirmiş, bir tespit davası niteliğini almıştır. Kanunun geçici 1. maddesinde bu tür davalarda icra inkar tazminatı ödeneceğine dair bir hüküm yoktur. Mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda 1.bentte açıklanan sebeple davacı ve davalılar, 2. bentte açıklanan sebeple davalılar lehine BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy