(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki 4722 s. yasanın geçici 1. maddesi gereğince borç miktarının tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankanın vermiş olduğu kredi kartı sebebiyle temerrüde düştüğünü, 4822 s. yasadan yararlanmak için 27.3.2003 gününde bankaya başvuruda bulunduğunu, ancak bugüne kadar borcunun hesaplanarak kendisine bildirilmediğini ileri sürerek, davalıya olan gerçek borcunun tesbitini istemiştir.
Davalı, bankaca ödeme planının davacıya gönderildiğini, ancak adresinin güncel ve yeterli olmaması sebebiyle tebliğ edilemediğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının davalı Bankaya 14.4.2003 tarihi itibariyle toplam 3.803.148.325 TL borçlu olduğunun ve 12 aylık eşit taksitlerden her birinin 316.929.027 TL olduğunun tesbitine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 s. yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 tarih içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasası'nın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacının, 4822 s. kanunun yayımlanmasından önce, davalı bankanın gönderdiği 2.8.2001 günlü ihtarnamenin 14.8.2001 gününde tebliğ edildiği, verilen bir günlük sürenin dolması ile 16.8.2001 gününde temerrüde düştüğü, hakkında 8.11.2001 gününde icra takibine geçildiği, davacının 4822 s. yasadan faydalanmak üzere 27.3.2003 günlü ihtarla bankaya başvurduğu davalının hazırladığı ödeme planının davacıya tebliğ edilemediği anlaşılmaktadır. Bu halde mahkemece, davacının temerrüdünün gerçekleştiği 16.8.2001 gününden itibaren, bankaya başvuru tarihi olan 27.3.2003 gününe kadar ana borca %50 faiz yürütülmesi, ayrıca icra masrafları, avukatlık ücreti, tahsil harcı ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek ve bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödeme varsa BK. 84. maddesi gereğince ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacağın 12'ye bölünmesi gerekirken, mahkemece anılan bu hususlar gözardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davanın temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1.bentte açıklanan sebeple temyiz edilen kararın davalı lehine BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan sebeple bozma nedenine göre davacının temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istem halinde iadesine, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy