(818 S. K. m. 84, 101) (4822 S. K. Geç. m. 1)
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, Demirbank'tan 2.000.000.000 TL. kredi kullandığını, bankanın 2001 yılında kapanarak, bütün işlerinin davalı bankaca üstlendiğini, davalının kullandığı 2.000.000.000 TL. krediye karşılık faizleri ile birlikte 11.500.000.000 TL. talep ettiğini, 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunduğunu, ancak bankanın temerrüt faizini düşürmeyerek, fahiş faiz istediğini ileri sürerek, borç miktarının hesaplanarak, hesaplanan miktarın 12 eşit taksitte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı banka tarafından davacının başvurusu üzerine çıkardığı miktar, bilirkişice bulunan miktardan daha az olup, davacı kendisine tebliğ edilen bu miktarlar için dahi bir ödeme yapmadığından 4822 s. yasadan yararlanma talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının Demirbank'tan aldığı 2.000.000.000 TL. kredi borcunu ödeyememesi nedeniyle, 4077 s. yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 tarih içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacının, 4822 s. kanunun yayımlanmasından önce, davalı bankanın gönderdiği 4.7.2000 günlü ihtarın 7.7.2000 gününde tebliği, verilen bir günlük sürenin dolması ile davacının 9.7.2000 gününde temerrüde düştüğü, hakkında icra takibine geçildiği, Davacının 4822 s. yasadan faydalanmak üzere 7.4.2003 günlü ihtarla bankaya başvurduğu bankaca düzenlenen 12.5.2003 günlü protokol ile toplam borcun, ödeme şekli ve tarihlerinin belirlendiği, davacının bu ödeme planına da uymadığı dosyadan anlaşıldığı gibi, taraflar arasında da çekişmesizdir.
Bu halde mahkemece temerrüt gününe kadar asıl alacağa akdi faiz, davacının temerrüdünün gerçekleştiği 9.7.2000 gününden barkaya başvuru tarihi olan 7.4.2003 gününe kadar ana borca %50 faiz yürütülmesi, ayrıca icra masrafları, Avukatlık ücreti, tahsil harcı ve faizin banka sigorta muamele vergisini borca ilave etmek ve bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödeme varsa BK. 84. maddesi gereğince ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacağın 12.ye bölünmesi gerekirken, mahkemece anılan bu hususlar göz ardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeple temyiz edilen kararın davacı lehine BOZULMASINA, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy