(818 S. K. m. 490)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı B. Akdemin kredi kartı sözleşmesi garantör sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlunun borcu ödememesi nedeniyle, manevi cebir altında kalarak, davalı bankaya gönderdiği 16.4.2001 günlü yazı ile borcu ödemeyi kabul ettiğini ve 30.4.2001 tarihinde toplam 2.660.000.000 TL. ödediğini bildirerek, sorumluluğu yokken ödediği bu miktarın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.160.000.000 TL.'nın 30.4.2001.den itibaren davalıdan yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı B. Akdemir'in davalı ile yaptığı 13.10.1998 tarihli kredi kartı sözleşmesinde garanti eden sıfatıyla imzalamış, sözleşmede miktar gösterilmemiştir. Sözleşme içeriğinde davacı için garanti eden sıfatı kullanılmış ise de sözleşme niteliği itibariyle kefalet sözleşmesi niteliğindedir. Kefalet sözleşmesi niteliğinde ki dava konusu uyuşmazlığa esas sözleşmede davacı kefil için kefalet limiti gösterilmemiştir. Ancak mahkemece, kefalet limiti 500.000.000 TL. kabul edilerek hüküm kurulmuş, davacı tarafça temyiz olunmadığından kefaletin 500.000.000 TL. için kabul edildiği şeklinde anlaşılması gerekir. Buna göre davacı sorumluluğu bu miktarla sınırlı iken ve hakkında icra takibi dava ve ihbar mevcut değilken davalı bankaya gönderdiği 16.4.2001 günlü ihtarla asıl borçlunun borcunu limitsiz olarak faiziyle ödeyeceğini 5406 nolu kart için taahhüt ederek bilahare 30.4.2001 günü kendi ihtiyari ile ödemiştir. Davacı bu ödemenin, kendisi hakkında açılan dava ya da takip neticesinde ya da müzayaka altında yaptığını ispat edemediğine göre bu koşullar altında yaptığı ödemenin istirdadını talep etme hakkı bulunmamaktadır. Buna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy