(818 S. K. m. 390, 392) (1136 S. K. m. 34, 173)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat M. ile davacı vekili avukat A.'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, E. Bank'ın alacaklı olduğu 9 adet icra takip dosyasında vekalet hizmeti verdiklerini 9.7.2001 tarihinde BDDK kararı ile E. Bank'ın ortaklık hakları, yönetim ve denetiminin TMSF'ye devredildiğini, TMSF'nin 31.01.2002'de davacılar adına vekaletname çıkarması üzerine icra dosyalarını davalı adına takip ettiklerini, ancak 19.4.2004 tarihinde azil edildiklerini, azil gerekçesinin yasal olmadığını, Avukatlık Kanunun 174. maddesi gereğince ücretin tamamına hak kazandıklarını, ayrıca İ. 4. İcra Müdürlüğünün 2001/252 sayılı dosyası için 200.000.000 TL masraf yaptıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000.000.000 TL vekalet ücreti ile 200.000.000 TL masrafın 27.4.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıların 31.1.2002 tarihli vekaletnameye müsteniden icra takiplerini yaptığını, davacıların E. A.Ş. ile birlikte kendileri aleyhine dava açtıklarını, bu davranışın Avukatlık yasasına aykırı olduğu gibi, kurumu eleştiren beyan ve davranış içine girdiklerini, avans kullanımı hakkındaki kurum yönergesine aykırı davranmaları nedeniyle haklı olarak vekaletten azledildiklerini, davacıların haklı azil nedeniyle vekalet ücreti talep edemeyeceklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece taraflar arasında vekalet ilişkisinin kurulduğu, azlin haksız olduğu, davacıların ücrete hak kazandıkları gerekçesiyle fazlaya ilişkin haklar mahfuz kalmak suretiyle 10.000.000.000 TL vekalet ücreti ve 200.000.000 TL masraf alacağının 27.4.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olup, davacı avukatlar haksız azil nedeniyle vekalet ücretinin tahsilini istemişlerdir. Vekil müvekkiline karşı vekalet görevini sadakat ve özenle ifa etmekle yükümlü olduğu gibi, vekil eden vekilinden her zaman bilgi almak hakkına sahiptir. Vekil müvekkilinin talebi halinde yaptığı işin hesabını vermek zorundadır. (BK.nun 390/2, 392 maddeleri) Avukatın sahip olduğu hak ve ödevleri de Avukatlık kanununun 34. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre avukatlar yüklendikleri görevleri, bu görevlerin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun bir biçimde davranmak ve meslek kurallarına uymak zorundadırlar. Bu yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere temelde vekil-müvekkil ilişkisi karşılıklı güven ve saygıya dayanır. Bu ilişkiyi taraflardan birisi ihlal ederse, karşı taraf vekil-avukat ise işi bırakma, vekil eden ise vekilini azil etme hakkına sahiptir.
Avukatlık Kanununun 173/2 maddesi hükmüne göre avukat yapacağı harcamalar için kendisine yeteri kadar avans verilmesini isteme hakkına sahiptir. Avansın verilmemesi halinde harcamayı cebinden karşılayarak işi takip zorunluluğu yoktur. Ancak iş sahibinden alınacak avansın olası giderleri karşılayacak miktarda olması amacı aşar şekilde yüksek bulunmaması, istendiğinde alınan avansın hesabının müvekkile verilmesi gerekir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Hukuk Dairesi Başkanlığı Bünyesinde İstihdam Edilen Avukatlar, Sözleşmeli Avukatlar ve Takip Memurlarına İlişkin Avans Kullanımı Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesi ilgili daire başkan yardımcısının onayı dışında avans, avukat ve takip memurları tarafından Pazartesi günü kullanılır ve en geç aynı hafta Cuma günü kapatılır. İlgili Daire Başkan yardımcısı avans kapama süresini en fazla on gün daha uzatmaya yetkilidir. Avansın daha uzun süre kapanamayacağı hallerde finansman dairesi başkanlığının uygun görüşü üzerine avansın süresini uzatmaya hukuk dairesi başkanı yetkilidir. Avans kapatılırken, avans harcamasına ilişkin belgeler ile birlikte avanstan artan paranın da iade edilmesi, yıl sonu itibariyle de tüm avansların kapatılması gerekir düzenlemesini getirmiştir.
Davacının, davalı kuruma yazdığı 10.10.2003 tarihli yazısında ...E. Bank'tan icra dosyalarını temlik almış olmanız nedeniyle TMSF ile muhatap olduğumuzu, bu dosyalarda para edecek başkaca mal varlığı olmadığını, bir Angarya olarak bu dosyaların büromuzda kaldığını, istiyorsanız tüm bu dosyaları büromuzdan alabileceğinizi, TMFS' den vekalet ücreti alacağımızın olmayacağını, bu dosyaların büromuzda kalması nedeniyle herhangi bir işlem yapmadığımızı, dosyaları büromuzdan geri almayacaksanız mümkün olduğunca az yazışmaya gayret etmenizi önemle rica ederim denmiştir. 9.1.2004 tarihli yazısında ise ...TMSF ile aramızda vekalet ücret sözleşmesi ve avans yönergesi olmadığını, 243.000.000 TL. lik avansın belgesinin tarafımıza sunulması, bu belge iletildiğinde gider belgesini yeniden ibraz edeceğimizi ( muhtemelen önceden gönderdiğimiz belgeyi kaybetmişsinizdir". TMSF'yi vekalet ücreti yönünden ibra edeceğimizi, tüm dosyaları iade edeceğimizi bu iş için TMSF elemanının bir an önce büromuza gönderilmesini, TMSF'nin Hantal yapısından kaynaklanan sorumluluğunun TMSF çalışanlarına ait olduğunu bildiririm denmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve ilkeler doğrultusunda somut uyuşmazlıkta azlin haklı olup olmadığının irdelenmesi gerekir.
Davacının, müvekkili kurum ile olan yazışmalarda icra takibine konu dosyaların Angary A olarak büroda kaldığını, bu dosyalarla ilgili herhangi bir işlem yapmadığını, kurumun Hantal bir yapıya sahip olduğunu bildiren bu yazıları, yukarıda özetlenenler dışındaki ifade ve yazılış şekli ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde avukat-müvekkil ilişkilerinde olması gereken karşılıklı güven ve saygıya dayanan ilişkinin kaybolduğu ve buna davacının neden olduğu, ayrıca dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerden davacının 5.3.2002 tarihinde aldığı avansı 2.3.2004 tarihinde kapattığı davalı kurumun avans yönergesi ne aykırı davrandığı gibi, davalının müvekkili olarak vekilinden bilgi alma ve hesap isteme hakkına aykırı ve kısıtlayacak şekilde davrandığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar karşısında davalının davacıyı azil etmekte haklı olduğunun kabulü gerekir.
Avukatlık Kanunu 174/2 maddesi gereğince avukat haklı nedenle azı edilmişse ücret ödenmesi gerekmez. Bu durumda mahkemece davacının vekalet ücretine ilişkin davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davalının vekalet ücretine yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: 1. bent gereği hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereği davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 24.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy