(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101) (4077 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı banka, davalı ile aralarında kredi kartı sözleşmesi kurulduğunu, davalının bu sözleşmeye göre kredi kartı harcamalarını ihtarlara rağmen ödemediğini bu yüzden davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptal edilmesine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı bankanın davalıdan 14.3.2003 gün itibariyle 40.185.637.583 TL. alacaklı olduğuna, bu miktarın 12 aylık taksitlerle 3.348.803.132 TL. aylık olarak ödenmesine kanuni koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dava davalının davacı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi sebebiyle yapılan icra takibine davalının itirazının iptali davasından ibarettir. 4077 s. yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanmak için önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalının 10.4.2003 gününde 4822 s. kanunundan yararlanmak için müracaat ettiğine göre, borcun bu gün itibariyle hesaplanması gerekirken, 14.3.2003 tarihi itibariyle borcun belirlenmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2- Davalının müracaatı üzerine bankaca 4822 s. yasaya göre borç miktarı 47.408.000.000 TL. olarak bildirilmiş, mahkemece borç miktarı bankanın bildirdiği meblağın altında ve 40.185.637.583 TL. belirlendiğine göre aradaki oluşan fark için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: 1 no.lu bentte açıklanan sebeple temyiz edilen kararın davacı lehine, 2 no.lu bentte açıklanan sebeple davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 06.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy