(818 S. K. m. 484)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, 17.1.1997 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesine dayanılarak Dikili İcra Müdürlüğünün Esas 2001/782 sayılı dosyası ile aleyhlerine ihtiyati haciz kararı uygulanarak evlerine ve maaşlarına haciz konulduğunu kredi kartı üyelik sözleşmesi kefil olarak imzaladıklarını sözleşmeyi boş olarak imzaladıklarını, kefilin kefaletinin sözleşme ile sınırlı olduğunu, kefalet sözleşmesinde yer alan limitin 30.000.000 TL. ve 500 DM olarak sınırlandırıldığını, kefalet limitinin sonradan 700.000.000 TL. ve 1000 USD olarak doldurulduğunu ileri sürerek kefalet limiti dışında kalan kısım için yapılan takipten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine icra baskısı ile ödenen dosya borcunun alacaklıya ödenmemesine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların sözleşmeyi okuyarak ve üçüncü şahsın fiilini taahhüt ederek, sözleşmeyi ayrı ayrı imzaladıklarını, sözleşme gereği üyenin tüm harcamalarından sorumluluğu kabul ettiklerini, davanın reddini ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kredi kartı sözleşmesinde kefalet limitinin 700.000.000 TL. olduğunu ve davacı kefillerin temerrüt tarihinden itibaren bu meblağdan faizi ile beraber sorumlu olduğunu kabul ederek, davanın kısmen kabulüne, Dikili İcra Müdürlüğünün 2001/782 sayılı dosyasında takip tarihi 3.8.2001 tarihi itibariyle davacıların 1.183.459.000 TL. ve 9.620.000 TL. ihtiyati haciz gideri ile 22.500.000 TL. ihtiyati haciz vekalet ücreti dışında kalan kısımlar yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, tarafların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacılar 17.1.1997 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesinde asıl borçlu dava dışı M. Siperoğlu'nun kredi borcuna kefil olduklarını sözleşmede yer alan kredi limitinin boş olduğunu, sonradan doldurulduğunu ileri sürmüşlerdir. Kredi sözleşmesi aslı davalı bankadan getirtilerek incelendiğinde kredi limiti hanesinin değişik kalemle sonradan doldurulduğu çıplak gözle dahi görülmektedir. Banka tarafından asıl borçlu M. Siperoğlu'na gönderilen 5.1.2001 ile 6.7.2001 hesap kesim tarihli hesap bildirim cetvellerinde de kredi limiti 0 TL. 0 USD olarak tanzim edilmiş olup, bu husus dahi kredi limit hanesinin sonradan doldurulduğunu göstermektedir. Ayrıca sözleşmenin imzalandığı tarihte hem asıl borçlu, hem de davacı kefillerin ilçe Tarım Müdürlüğünde görevli memur oldukları gözetildiğinde davalının iddia ettiği şekilde 700.000.000 TL. ve 1000 USD kredi açılması da hayatın olağan akışına aykırı düşmektedir. Nitekim davalı bankanın 21.2.1997 tarihli kredi önerme belgesinde de önerilen kredi limiti 30.000.000 TL ve 500 DM tutarındadır. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde kredi sözleşmesindeki kredi limiti hanesinin boş bırakılıp sonradan doldurulduğu anlaşılmaktadır. O halde BK. 484. maddesi gereğince kefilin sorumlu olacağı miktar açıkça gösterilmemesi nedeniyle kefaletleri geçersizdir. Ne var ki kefiller dava açarken 30.000.00 TL ve 500 DM kredi limitinden sorumlu olduklarını kabul etmiş oldukları için bu miktar ile temerrütlerinden sorumludurlar.
O halde mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak bu miktar ile sorumlulukları esas alınıp; davacıların icra dosyasındaki harç, avukatlık ücreti ve ödeme tarihine kadar ki temerrüt faizleri de hesaplattırılarak davacıların icra dosyasına borcu ödedikleri de gözetilerek menfi tespit davası istirdat davasına dönüştüğü de nazara alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şeklide karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz oluna kararın 1. bentte gösterilen nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte gösterilen nedenlerle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 13.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy