(818 S. K. m. 484) (2004 S. K. m. 74) (4389 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Bankadan kredi kartı talep eden N. Kızıl'a belirli limit dahilinde kredi açılmasına kefil olduğunu, asıl borçlunun kredi borcunu ödemediğini, bu nedenle hakkında icra takibine girişildiğini, ancak bankanın icra takibinde asıl borçluya kefil olduğu miktarla değil, tüm alacağın tahsili için takipte bulunduğunu, ileri sürerek, kefili olduğu kredi kartı sözleşmesinin ilk açılış limiti ile borcunun ve sorumluluğunun tespiti ile haksız yapılan icra takibi nedeniyle davalının %40 icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka, davacının kredi kartı sözleşmesini, garanti eden müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladığını, bu nedenle borcun tamamından sorumlu olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2002/3964 numaralı dosyasına, davacının icra takip tarihine kadar borçlu ve sorumlu olmadığının tespitine, davalı bankanın alacağın %40 oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- BK. 484. maddesi uyarınca kefilin sorumluluğu, kefalet akdinin yazılı şeklide düzenlenmesi ve kefilin sorumluluk limitinin sözleşmede belirlenmiş olması ile temerrüdünün hukuki sonuçlarından ibarettir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının sorumluluğunun, sözleşmede yazılı 15.000.000 TL. kredi limiti ile, takip tarihinde temerrüde düştüğünden, takip tarihinden dava tarihine kadar geçen süre için 7.768.750 TL. yasal faiz olmak üzere toplam 22.768.750 TL.'den ibaret olduğu açıklanmıştır. Davacı vekili de müvekkilinin kefili bulunduğu kredi kartı sözleşmesinde belirlenen 15.000.000 TL. kredi limitinden sorumlu tutulabileceğini bildirmiştir. Yargıtay'ın yerleşik İçtihatlarında da açıklandığı üzere kefilin sorumluluğu, kredi sözleşmesinde belirlenen kefalet limiti veya sözleşme limitindeki miktar ile temerrüdünün hukuki sonuçlarından ibaret olduğuna göre mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- İİK. 72/5 fıkrası hükmü uyarınca menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması halinde, icra inkar tazminatına hükmolunabilmesi için, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması koşuluna bağlıdır. Temyize konu davada, takibin kötü niyetle yapıldığı iddia ve ispat edilememiştir. O halde mahkemece bu yön gözetilerek icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken bu kalem isteğin kabul edilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
4- Davalı banka, 4389 sayılı bankalar kanununun 14/5-c maddesi hükümlerine göre her tür harç ve masraflardan muaf tutulduğu halde, bu yönün göz ardı edilerek davalı harçla da sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazının reddine, temyiz olunan kararın 2. 3. ve 4. bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy