(4822 S. K. Geç. m. 1) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz etmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımı sonucu bankaya oluşan borcunu ödeyemediğini, 11.4.2003 tarihinde 4822 sayılı yasadan faydalanmak için başvuruda bulunduğunu ancak ödeme planı çıkarılmadığını, icra takibi aşamasına gelinmiş olduğunu ileri sürerek davalıya olan gerçek borcunun tespitini istemiştir.
Davalı, davacının 19.3.2003 tarihinde temerrüde düştüğünü, davacı başvurusunun kendilerine 16.4.2003 tarihinde ulaştığını yasadan faydalanma hakkının olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının borcunun 2.963.770.074.-TL lira olduğunun tespitine, ancak davacının borçtan daha fazla ödemiş olduğu anlaşıldığından 01.0316.729.926.-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı bankadan aldığı ve kullandığı kredi kartının borcunu ödemediğinden, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için yaptığı başvurunun da davalı bankaca kabul edilmediğinden bahisle, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre borcunun tespiti talebiyle açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmesi için her şeyden önce borcun, kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin bulunması, bu sözleşmeye göre verilen kredi kartı ile alışveriş yapılması veya nakit para çekilmesinden borcun doğması gerekir. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi. Ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Somut olayda davacının yaptığı ödemelerle ilgili olarak gönderilen hesap ekstresindeki asgari miktarın ödenmesi gereken tarih 19.03.2003 tarihi olup, davacının yasadan yararlanma isteğini içeren ve noter aracılığı ile gönderdiği 11.04.2003 tarihli ihtarda davalı bankaya 16.04.2003 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihte davacı, asgari miktarın ödenmesi için verilen süre dolmadığından temerrüde düşmediği, hakkında yapılan bir icra takibi olmadığı, borcunun icra takibi aşamasına da gelmediği ayrıca davacının yaptığı başvuruda 30 günlük sürenin geçmesinden sonra davalı bankaya ulaştığı tartışmasızdır. Öyle olunca davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanması için gerekli şartlar oluşmamıştır. Mahkemece, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy