(818 S. K. m. 111) (4603 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Bayındırbank A.Ş. vekili avukat Kemal Şenpolat ile 1- T.Emlak Bankası A.Ş. vekili avukat Hülya Yıldırım 2- Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı vekili avukat Ahmet Aktürk 3- T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Günay Sezer aralarındaki dava hakkında İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 2.12.2002 tarih ve 960-1196 s. hükmün Dairemizin 14.10.2004 gün ve 7841-14464 s. ilamıyla BOZULMASINA karar verilmişti. Süresi içerisinde davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, hissedarı bulunduğu dava dışı Okent A.Ş. ve Birlik A.Ş. ile Anadolu Bankası arsa sahipleri olarak, 16.9.1987 gününde dava dışı yükleniciler Eksan A.Ş. ve Konut Yapım A.Ş. ile aralarında bir inşaat sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşmeye dava dışı hisse senedi alacaklısı Yapı Kredi Bankasının da katıldığını, yapılacak inşaatın arsasının bir kısmı hissedarı bulunduğu Okent A.Ş. ve Birlik A.Ş.ne ilişkin olması sebebiyle inşa edilip satılarak konutlardan elde edilecek hasılatın %1.08'inin kendisine ödenmesinin öngörüldüğünü bu biçimde ortaklarının BK. 111. maddesi anlamında kendisi lehine sözleşme imzaladıklarını, sözleşme hükmünce Anadolu Bankasının halefi olan davalı Emlakbank A.Ş.nin kendisine karşı sorumlu olduğunu, nitekim bu davalının 1987-1989 yılları arasında sorumluluğunu, yerine getirip ödemede bulunduğunu davalının 1990 yılında başka bir yüklenici ile sözleşme yaptığını bu sözleşmede de 1987 yılında yapılan sözleşme haklarının korunmuş olmasına rağmen davalının kendisine ödemede bulunmadığını ileri sürerek şimdilik 74.000.000.000 TL.'nın tahsilini istemiş, 26.3.2003 tarihinde verdiği dahili dava dilekçesi ile de davalı bankanın 4603 s. kanun hükümleri uyarınca Başkanlık Toplu Konut İdaresine ve Ziraat Bankası A.Ş.ne devredildiğinden ve bunlarında borçtan sorumlu bulunduklarından bahisle bu kurumlardan da tahsile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmenin tarafı olmadığını, dava dışı Okent ve Birlik A.Ş.nin sözleşmeye konu taşınmazlarını tapuda Başbakanlık Toplu Konut İdaresine satıp devrettiklerini, daha sonra açtıkları tapu iptali davasını kaybettiklerini, hükmün kesinleştiğini, Okent ve Birlik A.Ş. ile sözleşmeden doğan her hangi bir ilişkisinin kalmadığını, davacının bu şirketlerden talepte bulunmaması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiş; davaya dahil edilen her iki davalı da kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davada dayanılan sözleşme ile davacı lehine BK. 111. maddesi hükmü çerçevesinde borç şart edildiği, bu sözleşmenin üçüncü kişi lehine yapılan eksik sözleşme olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, davacının talebinde haklı olduğu, davalı Emlakbank A.Ş.'yi bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devralan dahili davalılar Başbakanlık Toplu Konut idaresi ile Ziraat Bankası A.Ş.'nin de borçtan müteselsilen sorumlu olduğu gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne ait verilen karar Dairemizin 14.10.2004 günlü ilamında yazılı sebeplerle davalılar yararına bozulmuş, bu defa davacı ve davalılardan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. Maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmamasına göre davacının tüm, karar düzletme itirazlarının reddi gerekir.
2- Yukarda da kısaca özetlendiği gibi, dava davacının ortaklığının bulunduğu dava dışı Okent Ortaklar Kenti Yapı ve Ticaret A.Ş. (Okent A.Ş.) ve Birlik Emlak ve İnşaat A.Ş. (Birlik A.Ş.) ile davalı Emlak Bankası A.Ş. ve devredilen Anadolu Bankasının taraf olduğu 16.9.1987 günlü sözleşmede davacı lehine kararlaştırılan davacıya hasılat payından 1.08 oranında hasılat payı ödenmesi isteminden kaynaklanmaktadır. 16.9.1987 günlü imalat sözleşmesinde taraf olan Anadolu Bankasının davalı Emlak Bankası A.Ş.'ne devredildiği için Emlak Bankası A.Ş.'ne husumet yöneltildiği anlaşılmaktadır. Bilahare davacı vekili, 26.3.2002 günlü dilekçesi ile, davalı emlak Bankası A.Ş.'nin tasfiye sürecine girdiğini, bütün mal varlığının aktif ve pasifleriyle birlikte Ziraat bankası A.Ş. ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredildiğinden bahisle bu davalılara da husumet yöneltildiğini açıklamış ve dava dilekçesinin Ziraat Bankası A.Ş.'ne tebliğini sağlamıştır. Mahkemece, 4603 s. yasanın geçici 3. maddesi hükümü gereğince davalı Emlak Bankası A.Ş.'nin bütün aktif ve pasifleriyle birlikte davalı Ziraat Bankası A.Ş. ve Toplu Konut İdaresine devredildiği gerekçesi ile davalı Ziraat Bankası A.Ş.'nin pasif husumet itirazlarına itibar edilmemiş ve dava konusu miktardan sorumlu tutulmuştur. Dairemizin 14.10.2004 günlü ilamında ise, davalıların diğer temyiz itirazları red edildikten sonra, açıklanan sebeplerle davanın esastan red edilmesi gerekçesi ile hüküm davalılar yararına bozulmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, kural olarak bir hakkı dava etme yetkisi o hakkın sahibine ilişkin olup, buna aktif husumet denilir. Bir hakkın kendisinden istenebilecek durumunda olan yani hakka uymakla yükümlü kişi ise borçlu kişi olup, buna da pasif husumet denilir. Bir davada gerek aktif ve gerekse pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve resen gözetilecek hususlardandır ve şayet husumet ehliyeti yok ise, dava bu sebep ile reddedilir. Bu nedenledir ki, davalı Ziraat A.Ş.'nin husumetle ilgili karar düzeltme itirazlarında hukuki menfaati olduğu açıktır.
Bu açıklamalardan sonra, davalı Ziraat Bankası A.Ş.'ne husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği meselesine gelince; Bu davanın, Emlak Bankasının bir kısım hak ve yükümlülüklerinin Ziraat Bankasına devredilmesi sebebiyle Ziraat Bankasına nispi halefiyet esasına dayalı olarak yöneltildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin tarafı olan Anadolu Bankasının içine düştüğü kötü durum sebebiyle davalı Emlak Bankasına devredildiği, yine Emlak Bankasının da aynı sebeplere dayalı tasfiye süresine girdiği bilinen bir gerçek olup, bu konuda bazı kanuni düzenlemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. 28.3.2001 gün ve 2001/2202 s. Bankalar Kurulu kararı ile, bazı bankaların yeniden yapılandırılmalarına karar verilmiş Emlak Bankasının bankacılık faaliyetleri dışında kalan malvarlıkları ve bu konuda faaliyet gösteren iştiraklerindeki hisse payları, ticari gayrimenkulleri, ihtiyaç fazlası gayrimenkulleri bütün hak ve yükümlülükleri ile sair davalı Toplu Konut idaresi (TOKİ) başkanlığına devredilmiştir. Emlak Bankası ile TOKİ arasında düzenlenen 14.12.2001 günlü protokol ile Bankaya ilişkin taşınmazların TOKİ'ye devri fiilen gerçekleştirilmiştir. 4603 s. yasanın geçici üçüncü maddesinde 4684 s. yasa ile yapılan değişiklik ile de, Emlak Bankasının yeniden yapılandırma çalışmaları süresinde, Bankanın her türlü bankacılık faaliyetleri ile bankacılık iş ve işlemlerinden ve bankalara olan yükümlülüklerinden doğan taahhütleri ve bankacılık ile ilgili sabit kıymetler dahil yasal takibe intikal etmiş alacaklar ile 2001/2202 s. Bankalar Kurulu kararının birinci maddesi ile devri ön görülen T.Emlak Bankasının varlıkları hariç bütün aktifleri bankaların yönetim kurullarının kendi aralarında düzenleyecekleri protokol doğrultusunda protokole konu tüm hak, alacak ve borçlar, alacaklıların rızası veya diğer her hangi bir işleme gerek kalmaksızın T.C. Ziraat Bankası A.Ş.ne veya T. Halk Bankası A.Ş.ne devredilir hükmü getirilmiştir. Bütün bu düzenlemelerden T. Emlak Bankasının bankacılık ile inşaat gayrimenkul hizmetleri birbirinden ayrıldığı, bankacılık faaliyetlerinin T.C. Ziraat Bankası ve T. Halk Bankası A.Ş. ve gayrimenkul ile ilgili işlem ve faaliyetlerin TOKİ.'ye devredildiği açık ve belirgindir. Dava konusu alacak T. Emlak Bankasının bankacılık ile ilgili bir işlem ve faaliyetinden doğmayıp gayrimenkul hizmetleri ile ilgili olduğuna göre, bu davada T.C. Ziraat Bankası A.Ş.ne husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Mahkemece, T. Emlak Bankasının yalnızca bankacılık hizmetleri ile ilgili hak ve yükümlülüklerinin T.C. Ziraat Bankası A.Ş.ne devredildiği, bir başka anlatım ile davalı T.C Ziraat Bankası A.Ş.nin cüzi halef olduğu, dava konusu uyuşmazlığın ise, T.Emlak Bankasının bankacılık işlem ve hizmetlerinden kaynaklanmadığı gözardı edilerek yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. Bu husus ise pasif husumete ait olduğundan Dairemizce de öncelikle hükmün T.C. Ziraat Bankası yönünden bu sebeple bozulması gerekirken, işin esası hakkında bozma kararı verildiği bu defa yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalı TC. Ziraat Bankası A.Ş.nin karar düzeltme itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 1- Davacının bütün karar düzeltme itirazlarının reddine,
2- Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının karar düzeltme itirazlarının kabulü ile dairemizin 14.10.2004 gün ve 2004/7841-14464 s. kararının davalı T.C. Ziraat Bankası yönünden kaldırılarak, hükmün yukarıdaki gerekçeye nazaran T.C. Ziraat Bankası yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 29.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy