(4077 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Bankanın kredi kartı borçlusu Türkdal Ltd.Şti.'nin kefili olduğunu, banka tarafından hakkında icra takibi yapıldığını, kredi limiti ile sorumlu olduğunu, 4822 s. kanunun geçici birinci maddesinden faydalanmak için bankaya başvurduğunu, kanuna uygun hesaplama yapılmadığını ileri sürerek kanun hükümleri doğrultusunda borcunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 25.4.2003 tarihi itibarı ile toplam borcunun 3.751.950.000.TL olduğunun, bu borcunun 25.4.2003 gününden başlamak üzere aylık 312.662.500 TL lik taksitler halinde tahsil edilmesinin gerektiğinin ve yine 25.3.2003 gününden itibaren takip dosyasına tahsil edilen miktarların tespit edilen taksit tutarlarına mahsup edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1- 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Mevduatı Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Mevduatı Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davacının, 25.3.2003 gününde davalıya gönderdiği ihtarname ile 4822 s. kanunun geçici birinci maddesinden faydalanmak için kanuni sürede müracaatta bulunduğu anlaşıldığı gibi bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davacı bankaca hazırlanan ödeme planının kanuna aykırı olduğu iddiası ile iş bu davayı açmıştır. Mahkemece yukarda belirtilen açıklamalar doğrultusunda davacının temerrüt tarihi tespit edilip, davacının borcu uzman bilirkişi aracılığı ile belirlenerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi Usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Davalı tarafça temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebeplerle davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 11.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy