(818 S. K. m. 101)
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartına ait borcunu ödeyemediğini, 4822 s. yasadan faydalanmak için süresinde yaptığı başvurunun da reddedildiğini bildirerek, borcun tesbitini talep etmiştir.
Davalı, başvuru tarihi itibariyle kredi hesabı katedilmediği gibi icra takibi de bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının başvuru tarihi itibariyle temerrüdü gerçekleşmediğinden 4822 s. yasadan faydalanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 s. yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 s. kanunun geçici 1. maddesine göre borcun tesbiti için açılmıştır. Anılan kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için her şeyden önce kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesi, bu kanunun yayınlanmasından önce de borcunu ödeyemeyerek temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde de kredi kartını veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gereklidir.
Yasanın uygulanmasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanmalıdır. 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, bu biçimde bulunacak asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmalı, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisi borca ilave edilmeli, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler de Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda, başvuru tarihi olan 14.4.2003 tarihi itibariyle kredi kartı hesabı katedilmemiş ve icra takibi de başlatılmamışsa da davacının, 19.1.2003 hesap kesim günlü ve 28.1.2003 son ödeme günlü hesap ekstresinde yazılı son ödeme tarihi geçtiği durumda ödeme yapmaması sebebiyle bono icra takip aşamasına gelmiş olduğundan ekstrenin son ödeme günü olan 28.1.2003 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O durumda mahkemece bu gün itibarıyla anılan kanun çerçevesinde az yukarıda açıklandığı biçimde bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılıp alınacak raporun sonucuna göre borcun tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde davacının yasadan yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 12.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy