(4822 S. K. Geç. m. 1) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka kredili bankomat sözleşmesi nedeniyle davalı Z. Çelik'e bankomat kredisi verilip kullandırıldığını, asıl borçlu davalı Z. ile diğer davalı kefillerin borçtan sorumlu olmalarına rağmen ödemede bulunmadıklarını ve icra takibine de itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemiştir.
Davalı Z., krediyi kendisinin değil, dava dışı banka personelinin kullandığını savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalılar ise davaya cevap vermemişler, birleşen dosyada ise asıl davanın davalıları borçtan sorumlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davada Z. yönünden itirazın iptaline, diğer davalıların ise kefil olmaları ve kefaletlerinin geçerli olmadığı nedeniyle diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, birleşen davada ise Z.'nin davasının reddine diğer davalı karşı davacıların davalarının kabulü ile davacı karşı davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı karşı davalı banka ile davalı karşı davacı Z. tarafından temyiz edilmişlerdir.
Tüm dosya kapsamından davacı bankanın icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açtığı davada mahkemece 7.11.2000 tarihli hükümle davalı borçluların itirazının iptaline ve takibin tüm davalılar yönünden devamına karar verildiği, bu kararın davalı Z. Çelik tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 5.3.2002 günlü ilamı ile krediyi kullananın davalı Z. olduğu kabul edilerek eksik inceleme nedeniyle hükmün sadece davalı Z. yönünden bozulduğu yargılama devam ederken asıl dosyanın davalıları tarafından banka aleyhine menfi tespit davasının 20.3.2003 tarihinde açıldığı ve akabinde davalı karşı davacı Z.'nin 14.4.2003 tarihinde 4822 sayılı yasadan yararlanmak için davacı karşı davalı bankaya müracaat ettiği anlaşılmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki davalı Z.'nin asıl borçlu diğer davalıların ise kefil sıfatıyla imzaladıkları sözleşmede kefalet limiti belli olmadığı için davalılar B. Köse ve H. Uçar yönünden sözleşme geçersiz olup, bu davalıların borçtan dolayı bir sorumlulukları yok ise de, mahkemenin az yukarıda anılan 7.11.2000 tarihli kararıyla tüm davalıların itirazlarının iptaline karar verilmiş olup, bu hükümde sadece davalı Z. tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 19.Hukuk Dairesince de hüküm sadece Z. yönünden bozulmuş olmakla, mahkemece verilen 7.11.2000 tarihli hükmün hükmü temyiz etmeyen davalılar B. ve H. açısından kesinleşmiş olduğunda duraksama olmamalıdır. B. ve H. bakımından kesinleşmiş bulunan hükmü bertaraf edecek şekilde yeniden hüküm kurulması hukuken olanaklı değildir.
Öte yandan asıl davanın ve birleşen davanın açılmasından sonra davalı karşı davacı Z. 14.4.2003 tarihli dilekçeyle 4822 sayılı yasadan yararlanmak için müracaat ettiğine göre davacı banka tarafından açılan itirazın iptali davası 4822 sayılı yasa uyarınca tespit davasına dönüşmüş olup, açılan itirazın iptali davasının sonunda davalıların 4822 sayılı yasadan yararlanma olanaklarının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti ve 4822 sayılı yasanın getirdiği diğer olanakların uygulanıp uygulanmayacağının tespitine karar verilmesi gerekir. Ne var ki bu şekilde uygulama yapılırken 7.11.2000 tarihli hükmün taraflar yönünden oluşturduğu usulü kazanılmış haklarında uygulanması gerektiği gözardı edilmemelidir.
Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy