(4077 S. K. m. 6/A, 10)
Dava: Taraflar arasında itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının 25.08.1997 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandığı kredi taksitlerini süresinde ödemediği gibi girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, borcun dava dışı eşi tarafından üstlenilip ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinde belirtilen emredici koşullara uyulmadığından geçersiz olduğu, yine anılan yasanın 6. maddesinde belirtilen muacceliyet koşuluna da yer verilmediği ve davalının usulüne uygun temerrüde düşürülmediği, bu durumda sadece vadesinde ödenmeyen taksitlerin yasal faizi ile istenebileceği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 25.08.1997 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca davalının 1.800.000.000 lira tutarında kredi kullandığı, aylık 246.640.834 liralık taksitler halinde ve on ayda geri ödenmesinin kararlaştırıldığı ihtilafsızdır. Yine anılan sözleşmenin 8. maddesinde temerrüt faiz oranının %165 olarak belirtildiği gibi, herhangi iki taksitin vadesinde ödenmemesi durumunda ihtara gerek kalmaksızın bakiye taksitlerin muaccel hale geleceği belirtilmiştir. İlk taksit dışında ödeme yapılmaması karşısında, davacı 11.5.1998 tarihinde icra takibine girişmiş olup 16.1.2001 tarihli dilekçe ile davalının tüm borca itiraz etmesi üzerine de, 27.12.2001 tarihinde iş bu itirazın iptali davası açılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, her davanın açıldığı tarihteki hukuki durum ve koşullara göre sonuçlandırılması gerektiği genel ilke ise de, itirazın iptali davaları bu ilkenin istisnalarındandır. İtirazın iptali davaları ispat kuralları bakımından genel ilkelere göre görülüp incelenen dava türlerinden ise de itirazın haklılığı, takip tarihindeki hukuki duruma göre incelenip sonuçlandırılır. Somut olayda, davalı borçlunun temerrüdü üzerine 11.5.1998 tarihinde icra takibine girişildiğine göre, bu tarihteki hukuki duruma göre uyuşmazlık çözümlenmelidir. 4077 sayılı Yasanın taksitle satışları düzenleyen 6/A maddesindeki değişiklik 6.3.2003 tarih ve 4822 sayılı kanun ile getirilmiş olduğundan maddi hukuk ile ilgili yasada yapılan değişikliklerin önceden kurulmuş ve icra edilmiş sözleşmelere de şamil edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, sonradan tüketici lehine yapılan bir takım düzenlemeler nedeniyle önceden kurulmuş ve bir tarafın kendi edimlerini tamamen yerine getirdiği bir sözleşmenin tüm hükümlerini geçersiz kılmasına olanak yoktur. Sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faizi oranı %165 olduğu halde davacı banka %125 temerrüt faizi talep etmiş olup davalı bu oranın dahi afaki iyiniyet kurallarına aykırı fahiş olduğunu ileri sürmemiştir. Böyle olunca, taraflar arasındaki sözleşme, 4077 sayılı yasada yapılan değişiklikten önce olduğundan uyuşmazlığın şekli bakımından yapıldığı tarih itibariyle hukuki düzenlemeye aykırı olmayan sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi zorunludur. Mahkemece bu ilkeler çerçevesinde inceleme yapmak gerekirken, sözleşme geçersiz kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 29.9.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy