(2004 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, kredi kartından doğan borcunu ödemeyen davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile %40 oranında inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında değişiklik yapılmasına dair yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için müracaatta bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, icra takibi aşamasında 4822 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi üzerine davalının bu kanun hükümlerinden faydalanmak için müracaat ettiği anlaşılmış ise de, yasadan yararlanma şartı olan ilk taksit ödenmediği için davalının yasadan yararlanamayacağı gerekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda 2.598.085.511TL. üzerinden itirazın iptal edilmesine asıl alacak üzerinden %40 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, kredi kartından doğan borcun tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı yargılama aşamasında yürürlüğe giren 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanmak istediğini bildirmiştir. Mahkemece 4822 sayılı yasadan faydalanmak için bankaca belirlenen ilk taksitin ödenmesi gerektiği, davalının ilk taksiti ödemediği, tüketici lehine getirilen bu hükümden istifade edemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin bu kanunun yayımlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayımlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasası'nın 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda, davacı banka alacağının, kredi kartı sözleşmesine müşteniden davalıya verdiği kredi kartı harcamalarından doğduğu ve borcun ödenmediği, 4822 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce davalının temerrüde düştüğü, borçlu aleyhinde 18.11.2002 gününde icra takibi yapıldığı, itirazın iptali davasının yargılaması aşamasında 4822 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi üzerine davalının kanuni 30 günlük sürede 9.4.2003 gününde aynı kanunun geçici 1. maddesinden faydalanmak için kanuni müracaatta bulunduğu, davacı bankanın 23.4.2003 günlü cevabi ihtarı ile borcun 15.5.2003 gününden başlayacak biçimde 277.313.630TL.'lik 12 eşit taksitle ödenmesini istediği, buna karşılık davanın 15.5.2003 günlü cevabi yazı ile bildirilen borcun kanun hükümlerine aykırı olarak fazla hesaplandığı gerekçesiyle itirazda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık da yoktur.
Mahkemece, bankanın belirlediği ödeme planına uyulmadığı gerekçesiyle davalı, 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinin tüketici lehine getirdiği haklardan istifade ettirilmemiştir. Ne var ki davalının ödeme planına uymadığı için 4822 sayılı kanun hükümlerinden faydalanma hakkını kaybetmesi için ödeme planına yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda hazırlanmış olması gerekir. Davalı ödeme planının kanun hükümlerine aykırı olduğunu savunduğuna göre bankanın hazırladığı ödeme planının kanuna uygun olup olmadığının tespiti gerekir.
Mahkemece bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılarak bankanın hazırladığı ödeme planının kanuna uygun olması halinde davalının 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesi hükümlerinden yararlandırılmaması, kanuna uygun olmaması halinde yararlanmasına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: 1 no.lu bentte gösterilen sebeple davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 no.lu bentte gösterilen sebeple hükmün davalı lehine BOZULMASINA, 09.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy