(4077 S. K. m. 3, 22)
Dava: Taraflar arasındaki itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya 375.000.000TL. bedelle bir cep telefonu sattığını, davalının satılan malın ayıplı olduğundan bahisle Soma Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne başvurduğunu, hakem heyetinin hem anılan cep telefonun ücretsiz olarak ayıpsız misli ile değiştirilmesine, hem de telefon bedeli olan 375.000.000TL.nın tahsiline karar verdiğini, telefonda ayıp bulunmadığını ve hakem heyeti kararının mükerrer ödemeyi içerdiğini ileri sürerek kararın iptaline, hakem heyeti kararına konu davalı isteminin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının itirazının reddine, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının onanmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Soma Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'nin 9.12.2003 tarih ve 2003/1 karar sayılı kararının incelenmesinden hem Nokia 6210 marka cep telefonun ücretsiz olarak ayıpsız misli ile değiştirilmesini hem de bedeli olan 375.000.000 TL.nın tahsilini içerdiğinden böylece her iki değerin toplamının da 4077 sayılı yasanın 22/5 maddesinde öngörülen 500.000.000 TL.lık kesinlik sınırının üzerinde kaldığı anlaşıldığından işin esası incelendi:
Öncelikle belirtmek gerekir ki 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin (e) bendinde tüketici, Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlanmıştır.
Davalı Soma Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi, anılan kanunun açıkladığı anlamda bir tüketici olmayıp, davaya konu telefonu mesleki amaçlarla satın alan kişidir. O nedenle yasanın aradığı anlamda tüketici olmayan davalının başvurusu sonucu alınan Soma Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararı tarafları bağlamayacağı gibi anılan karar, hem ürünün ayıpsız misliyle bedelsiz olarak değiştirilmesini hem de bedelinin tahsilini içermiş olması nedeniyle kabul şekli bakımından doğru bulunmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece, olayda 4077 sayılı yasa hükümleri değil, Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin uygulanacağı gerekçe gösterilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-) Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ikinci bentte gösterilen nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 28.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy