(2709 S. K. m. 73)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, davalı yönetimin çatı işlerini yaptırmak üzere diğer davalı şirket ile anlaşma yaptığını ve bu işte kullanılmak üzere 29.9.2000 tarihli fatura ile kiremit teslim ettiğini, davalı şirketin bunun bedeline karşılık olarak apartman yönetiminden olan alacağı 1.500.000.000 TL. nı temlik ettiğini buna rağmen alacağının ödenmediğini ileri sürerek, 1.500.000.000 TL. nın reeskont faizi ile müteselsilen ödetilmesini istemiştir.
Davalı yönetim, çatı işinin H. şirketine yaptırıldığını ve bedelinin ödenerek ibraname alındığını, davalı şirketin olmayan alacağını temlik ettiğini ve geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş, davalı H. şirketi ise usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya gelmemiş ve cevap da vermemiştir.
Mahkemece, 1.500.000.000 TL. nin faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı yönetim tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı, davalı yönetimle kiremit satımına ilişkin aralarında akdi ilişki bulunduğunu ispat edememiştir. Davacının dayandığı 29.9.2000 tarihli fatura, davalı yönetim adına düzenlense de, tek taraflı olup yalnız başına davalı yönetimi bağlamaz. Davacının dayandığı temlikname başlıklı belgenin davalı H. şirketi tarafından davalı yönetime hitaben yazıldığı ve "30.12.2000 tarihli 1.500.000.000 TL. bedelli alacağımı adıma A. Y.'ya ödemeniz" ibarelerini içerdiği, bu şekli ile yasal olarak temlikname niteliği taşımadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, belgeyi düzenleyen davalı H. şirketinin davalı yönetimden tüm alacağını aldığı ve hiçbir alacağının kalmadığına ilişkin 30.11.2000 tarihli ibraname düzenlendiği davalı şirketin olmayan alacağını davacıya ödenmesi için talimat verdiği bu şekli ile geçerli olmayan temlikname ile davalı yönetimin sorumlu olmadığı kabul edilmelidir. Mahkemece yanlış değerlendirme ile davalı yönetim açısından da davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Kabul şekli bakımından temerrüt olmadığı halde faizin fatura tarihinden itibaren başlatılması ve Anayasanın 73. maddesinde açıklandığı şekilde verginin yasallığı ilkesine aykırı şekilde vekalet ücretine KDV ilavesine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı Yönetim yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy