(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı banka ile imzalamış olduğu kredili bankomat ve bireysel kredi borçlanma sözleşmeleri gereğince kredi hesaplarında biriken borç miktarının 4822 s. kanuna göre belirlenmesi için 8.4.2003 günlü ihtar ile bankaya başvurduğunu, sonuç alamadığını ileri sürerek, kredi hesaplarına ait borcunun tesbitini talep etmiştir.
Davalı, kredili bankomat ve bireysel kredi borçlanma sözleşmelerinin anılan kanun kapsamına girmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, eda davası açılabilecek bir davada tespit davası açılamayacağı, kredili bankomat ve bireysel işletme kredilerinde 4822 s. kanunun uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı banka ile imzalamış olduğu işletme kredisi ve iki adet kredili bankomat sözleşmeleri gereğince borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 s. yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 s. kanunun geçici 1. maddesine göre borcun tesbiti için açılmıştır. Anılan kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için her şeyden önce kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesi, bu kanunun yayınlanmasından önce de borcunu ödeyemeyerek temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde de kredi kartını veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gereklidir.
Yasanın uygulanmasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanmalıdır. 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, bu biçimde bulunacak asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmalı, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisi borca ilave edilmeli, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler de Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda, davacının borç miktarının tesbitini istediği bireysel kredi borçlanma sözleşmesi (işletme kredisi) anılan kanun kapsamında değilse de, iki adet olan kredili bankomat sözleşmeleri 4822 s. kanun kapsamında olup, mahkemece anılan kanun çerçevesinde az yukarıda açıklandığı biçimde bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılıp alınacak raporun sonucuna göre borcun tesbitine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde davacının yasadan yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy