(2004 S. K. m. 67) (4721 S. K. m. 2)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vekili avukat Zafer Gökhan Aydoğan gelmiş sair taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacılar, murisleri olan Hasan Tahsin Dumangöz'ün 15.12.1997 günlü sözleşme ile davalıdan 50.000 DM alacaklı olduğunu, bu alacağın, Tuzla 6721 parsel üzerine davalı tarafından yapılmakta olan inşaatın yapımındaki çalışma ve katkıları ile davalıya verdiği borçtan kaynaklandığını, sözleşmede; borcun, inşaattan satılacak ilk dairenin parasından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, inşaatın bitirilmesi ile ilgili makul sürelerin çoktan geçtiği durumda davalının kötü niyetle ve borcu ödememek için inşaatı bitirip resmi olarak daire satışı yapmadığını ileri sürerek 50.000 DM karşılığının tahsili için başlattıkları icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, sözleşmede borcun adı geçen inşaattan satılacak ilk dairenin parasından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, Marmara depremi sebebiyle inşaatın tamamlanmasının geciktiğini, borcun muacceliyet kazanmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendisine düşmesi kararlaştırılan C Blok 3 no.lu dairenin, davacılardan Apaydın tarafından dava dışı Hakan Gülsoy'a satılarak bedelinin tahsil edildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı tarafından murislerine verilen 15.12.1997 günlü sözleşmeye dayanarak alacak talebinde bulunmuşlardır. Davalı ise, sözleşmede kararlaştırılan muacceliyet şartının gerçekleşmediğini, ayrıca davacıların daha önce satılan daire bedelini tahsil ettiklerini bildirerek davanın reddini savunmuştur. Davacıların murisi ile davalı arasında, inşaat halindeki binanın devri konusunda anlaşma yapıldığı, buna istinaden düzenlenen 15.12.1997 günlü sözleşme ile davalının 50.000 DM ödemeyi kabul ettiği, borcun ödenme zamanının da inşaatın bitirilip yüklenici payına düşen ilk dairenin satılması olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı, 15.12.1997 tarihinde, inşaatı mevcut haliyle devralıp davacıların murisine 50.000 DM ödemeyi kabul ettiğine göre, bu tarihten önce 24.1.1997 gününde 3.kişiye yapılan satış sebebiyle bu borcun düştüğü ve ödendiği söylenemez. Davalının daha önce satılan dairenin durumunu da nazara alarak iş bu sözleşmeyi yaptığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, dava dışı şahsa yapılan satışı davacıların murisi de yapmamıştır. Sözleşmede paranın ödenmesi için muacceliyet şartı olarak, inşaatın bitirilmesi ve yüklenici payına düşen ilk dairenin satılması öngörülmüş ise de binanın bitirilmesi davalının takdirinde olan bir husustur. Sözleşmenin yapıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 6 yıla yakın uzun bir süre geçirilmiştir. Normal şartlarda araya deprem gibi tabi afetler de girse bu kadar uzun bir sürede inşaatın bitirilmiş olması gerekir. Davalının inşaatın bitirilmemiş olması dolayısıyla daire satışına geçmemesi, Türk Medeni Yasasının 2. maddesinde yerini bulan dürüstlük kuralına aykırıdır. Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak her hangi bir hak talebinde bulunamaz. Kusurunun neticelerine de kendisinin katlanması gerekir. Davanın açıldığı gün itibariyle davacıların alacağının muaccel olduğunun kabulü iyiniyet kurallarının gereğidir. Açıklanan sebeplerle Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 27.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy