(1086 S. K. m. 416, 417)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının harcamaları nedeniyle oluşan borcunu ödeyemediğini, temerrüde düştüğünü, 4822 sayılı yasadan yararlanmak için davalıya başvurduğunu, talebinin kabul edilmediğini, daha sonra da bileşik faiz uygulanmak suretiyle hakkında takip başlatıldığını ileri sürerek borçsuzluğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 21.3.2003 gününde temerrüde düştüğünü, anılan yasa hükümlerinden yararlanamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının yasanın öngördüğü süre içerisinde davalıya başvurmasıyla birlikte borcun muaccel hale geldiği gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının davalıya 2.392.905.000-TL. borçlu olduğunun tespitine borcun karar tarihinden itibaren 12 taksit halinde ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle getirtilip incelenen hesap ekstreleri kapsamına göre davacının 18.12.2002 son ödeme tarihli hesap ekstresine ait borcu ödemediği tarihten sonra da kredi kartını bir daha kullanmadığı ve böylece 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce temerrüde düştüğünün anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna 4822 sayılı yasa ile getirilen değişikliğe dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. Davacı, bu davasında hakkında Erzurum 1. İcra Müdürlüğünün 2003/3701 esas sayılı takip dosyası ile başlatılan toplam 3.014.882.482- TL alacaktan dolayı borçsuzluğun tespitini istemiş, mahkemece de davacının 2.392.905.000- TL borçlu bulunduğunun başka bir anlatımla 3.014.882.485 - 2.392.905.000 = 621.977.845- TL davasında 621.977.485- TL haklı olduğunun tespitine karar verilmiş, davacı bu kararı temyiz etmiş de değildir. Hal böyle olunca mahkemece, kazanılan ve kaybedilen oranlar dahilinde yargılama giderinin belirlenmesi ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacının yaptığı masrafların tamamının davalıdan tahsiline ve davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın 3 numaralı bendinin sonundakinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine sözlerinin hükümden çıkarılmasına yerine 17.845.157-TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine sözlerinin yazılmasına yine yukarıda ikinci bentte vekalet ücretine ilişkin olarak açıklanan nedenlerle hükmün 3 numaralı bendinden sonra gelecek şekilde reddedilen kısma göre hesaplanan 287.148.600-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy