(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Nurcan Uçar Çetin ile T.Garanti Bankası Genel Müdürlüğü vekili avukat Metin Dede aralarındaki dava hakkında Ankara 1. Tüketici Mahkemesinden verilen 25.12.2003 gün ve 438-481 s. hükmün Dairenin 23.9.2004 gün ve 4947-12651 s. ilamiyle BOZULMASINA karar verilmişti. Süresi içerisinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımı sonucu oluşan borcunu ödeyemediğini, 4822 s. yasadan yararlanmak için davalıya başvurduğunu, davalı hesaplamasının doğru olmadığını bildirip, davalıya olan gerçek borcunun tespitini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davacının davalıya 1.990.606.868TL. borcu bulunduğunun ve bu borcun 165.883.905TL. taksitler halinde 12 taksitte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiş; davalının temyizi üzerine Dairemizce, hesaplama yapılırken hesap ekstresindeki son ödeme tarihi değil, davalının gönderdiği 1.4.2003 günlü kat ihtarnamesi tarihi esas alınıp bu tarihte oluşan 2.472.816.746TL. na davacının başvuru gününe kadar %50 faiz uygulanarak toplam borcun bulunması ve bulunan bu miktarın 12 taksit halinde ödenmesi gerektiği, hükme esas alınan raporun yetersiz olduğu gerekçesiyle bozulmuş, bu kez davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 s. yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacıdan kredi kartı borçlarının gönderilen 7.9.2002 hesap kesim günlü hesap ekstresi ile toplam 1.790.369.331TL. borcun asgari ödemesi olan 304.000.000TL.'nın son ödeme tarihi olan 16.9.2002 gününe kadar ödenmesi istenmiş olup, davacı tarafından son ödeme gününden sonra istenen bu asgari ödemenin altında 15.10.2002 tarihinde 250.000.000TL. ödemede bulunulduğu, devam eden aylarda da kredi kartı hiç kullanılmamış olmasına rağmen davacı yanca eski borca ait olarak gönderilen hesap ekstreleri yönünden yine asgari ödemelerin altında bir nevi kısmen faiz ödemesinde bulunulduğu, davalının en son 1.4.2003 tarihinde gönderdiği kat ihtarnamesiyle 2.345.532.991TL.na ulaşan borcun ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Davacı, kredi kartını en son kullandığı borcun asgari tutarını 16.9.2002 tarihine kadar ödemediğine, eski borca, önceden yapılan taksitli alışveriş borçlarına ve faize ait daha sonraki aylarda gönderilen hesap ekstrelerinde de bu tutumunu devam ettirdiğine göre kredi kartını en son kullandığı ayın son ödeme tarihi olan 16.9.2002 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Bu tarihten itibaren 1.4.2003 tarihe kadar bekleyip, bundan sonra kat ihtarnamesi gönderen davalının iyiniyetli olduğundan ve bu arada geçen sürenin de makul bir süre olduğundan bahsedilemez. Hal böyle olunca kredi kartının kullanıldığı ayın en son ödeme tarihi olan 16.9.2002 tarihi temerrüt tarihi kabul edilerek buna göre hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle mahkemece verilen karar yerindedir. Bu gerekçeyle hükmün onanması gerekirken zuhulen bozulduğu yeniden yapılan inceleme sonucunda anlaşıldığından davalının karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemiz bozma kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle Dairemiz 23.9.2004 gün ve 2004/4947 esas 2004/12651 karar s. bozma ilamının kaldırılmasına mahkeme kararının ONANMASINA, 08.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy