(4822 S. K. Geç. m. 1) (2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile imzalamış olduğu sözleşme gereğince kullandığı kredi kartı ve ek karta ilişkin borçlarını ödeyemediği için takip başlatıldığını, banka tarafından uygulanan faizin fahiş olduğunu ileri sürerek, takipte istenilen faiz oranının yasal faiz olarak uyarlanmasını istemiş, 20.6.2003 tarihli dilekçe ile de borç miktarının 4822 sayılı yasaya göre tespit edilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının yasadan yararlanmak için müracaat etmesine rağmen banka tarafından çıkarılan ödeme planında belirtilen ilk taksiti yatırmadığını bu nedenle yasadan yararlanamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının yasadan yararlanmak için başvuruda bulunmuş olmasına rağmen kendisine bildirilen ilk taksiti yatırmadığından yasadan yararlanma olanağı kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 20.6.2003 tarihli dilekçesiyle, yargılama aşamasında yürürlüğe giren 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre borç miktarının tespitini talep etmiştir. Anılan yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için her şeyden önce kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesi, bu yasanın yayınlanmasından önce de borcunu ödeyemeyerek temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde de kredi kartını veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gereklidir.
Yasanın uygulanmasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanmalıdır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, bu şekilde bulunacak asıl alacak ve akdi faizden oluşan anapara alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmalı, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisi borca ilave edilmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler de Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda, davalı banka alacağının, kredi kartı sözleşmesine müşteriden davalıya verilen kredi kartı harcamalarından doğduğu ve borcun ödenmediği, 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce davacının temerrüde düştüğü, borçlu aleyhinde 28.01.2002 tarihinde icra takibi yapıldığı, iş bu davanın yargılaması aşamasında 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi üzerine de davacının yasal 30 günlük sürede aynı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için yasal müracaatta bulunduğu, ne var ki banka tarafından çıkarılan ödeme planı gereğince ödemeleri yapmadığı dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık da yoktur.
Mahkemece, bankanın belirlediği ödeme planına uyulmadığı gerekçesiyle davacı, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin tüketici lehine getirdiği haklardan istifade ettirilmemiştir. Ne var ki davacının ödeme planına uymadığı için 4822 sayılı yasa hükümlerinden faydalanma hakkını kaybetmesi için ödeme planının yukarda belirtilen ilkeler doğrultusunda hazırlanmış olması gereklidir. Bu nedenle Bankanın hazırladığı ödeme planının yasaya uygun olup olmadığının tespiti gerekir. Mahkemece bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılarak bankanın hazırladığı ödeme planının yasaya uygun olup olmadığının belirlenmesi, uygun olmadığının tespiti halinde anılan yasaya göre borcun tespitine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davacı tarafından yasa gereğince ilk taksitin ödenmediğinden bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy