(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101) (2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı, davalının kredi kartı ve bankacılık hizmetleri sözleşmeleri nedeniyle borcunu ödeyemeyerek temerrüde düştüğünü, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, 26.3.2003 tarihli dilekçe ile de davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 4822 sayılı yasa gereğince borcunun yeniden hesaplanmasını talep etmiştir.
Mahkemece, itirazın iptali ile takibin 12.471.211.256 TL üzerinden devamına, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Davalının, davacı bankadan almış olduğu kredi kartlarına ilişkin borcunu ödeyememesi üzerine banka tarafından 7.1.2002 tarihinde ihtar gönderilerek, 29.3.2002 tarihinde de takip başlatıldığı, davalının, yargılama sırasında yürürlüğe giren 4822 sayılı Yasadan faydalanmak için 26.3.2003 tarihinde mahkemeye başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının, yargılama sırasında yürürlüğe giren 4822 sayılı yasanın uygulanması için bizzat bankaya müracaat etmesi gerekmemekte olup, mahkemeye yapmış olduğu başvuru da yeterli kabul edilerek Yasaya göre borç miktarının tespiti ve bunun sonucuna göre karar verilmesi zorunludur.
Yasanın uygulanmasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanmalıdır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, bu şekilde bulunacak asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmalı, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisi borca ilave edilmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler de Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
O halde mahkemece anılan yasa çerçevesinde az yukarda açıklandığı şekilde bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılıp alınacak raporun sonucuna göre borcun tespitine karar verilmesi gerekirken, davalının Yasanın uygulanması için süresinde yapmış olduğu başvuru gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına.
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA. 2. bent gereğince bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy