(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 84, 101) (4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile kredi kartı üyelik sözleşmesi imzaladıklarını, davalının bu kartı kullanımdan doğan borçlarını ödememesi sebebiyle hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine vaki itirazının haksız olduğunu belirterek itirazın iptal edilmesine ve inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, özetle; davanın reddini savunmuş, yargılama aşamasında da 4822 s. yasadan yararlanmak için davacı bankaya başvurduğunu bildirmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 466.797.692TL. üzerinden itirazın iptaline, itirazsız asıl alacak olan 2.462.229.585TL.sına %50 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMS'i uygulanmasına, alacağın 12 taksitle icra müdürlüğünce infaz sırasında alınmasına karar verilmiş; bu hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacı bankanın davalıdan kredi kartının kullanımı sebebiyle alacağının tahsili için açılmış, davalı 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanmak istemiştir. 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda, mahkemece itiraz edilmeyen asıl alacak miktarına yukarda açıklanan biçimde faiz, yargılama giderleri, BSMV, icra masrafları gibi giderler eklenerek, tasfiye edilecek borç miktarı belirlenip, 12 eşit takside bölünmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile ve de infazda tereddüt yaratacak biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalının tüm, davacının diğer itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 26.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy