(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki borç miktarının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan almış olduğu kredi kartının kullanımından doğan borcunu ödeyemediğini, temerrüde düştüğünü, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince davalı bankaya başvurup borcunun hesaplanmasını istediğini, hesabın fahiş belirlendiğini ileri sürerek gerçek borcunun tespiti ile fazladan yaptığı ödemelerin istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davacının davalıya 3.915.776.101 TL. borçlu olduğunun tespitine, bu borcun 326.314.675 TL. lık taksitler halinde 12 taksitte ödenmesine, ödenen 2.100.000.000 TL.'nın mahsubuna karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisi borca ilave edilmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacı davalının 26.12.2002 günlü temerrüde düştüğüne ve bu tarih itibariyle toplam borcunun 3.480.689.868 TL. olduğuna ilişkin yazısına karşı çıkmamış ve bu tarih ve miktar esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamayı hükmü temyiz etmemek suretiyle kabul etmiştir. Yine dosya kapsamından davacının 25.3.2003 tarihi itibariyle hem davalıya hem de icra dosyasına yazılı olarak başvurarak gerçek borç miktarın tespitini istediği, davalının yaptığı hesaplama doğrultusunda 16.5.2003 tarihinden itibaren her ay 350.000.000 TL. olmak üzere toplam 2.100.000.000 TL. ödediği toplanan delilerden anlaşılmaktadır.
Az yukarıda açıklanan ilke ve esaslarda birlikte değerlendirildiğinde mahkemece öncelikle konusunda uzman bilirkişiden davacının temerrüde düştüğü 26.12.2002 tarihi itibariyle toplam borç miktarı olarak gösterilen ve itiraza uğramayan 3.480.639.868 TL.na bu tarihten davacının davalıya başvurduğu 25.3.2003 tarihine kadar %50 faiz uygulanmak suretiyle borç miktarı belirlenmeli, belirlenen bu miktara BSMV, İcra masrafları, tahsil harcı ve avukatlık ücreti de eklenmek suretiyle borç ve alacak durumunu gösterir denetime elverişli rapor alınmak suretiyle belirlenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususun gözardı edilerek konusunda uzman olmayan yetersiz mahkeme katibinin raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy