(1086 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Zafer K. geldi, diğer taraftan gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, emlak komisyoncusu olduğunu davalının kendisinin aracılığı ile dava dışı şahsa ait taşınmazı gezip görüp beğendiğini, sözleşme imzaladıklarını, davalının ücretini ödememek için anılan taşınmazı kayıt malikinden satın aldığını ve kendisini devre dışı bıraktığını, alacağın tahsili amacıyla giriştiği icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yetkili icra dairesi ve mahkemenin ikametgahı olan Şişli İcra Dairesi ve Mahkemeleri olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, HUMK'nun 9. maddesi hükmünce her davanın davalının ikametgahı mahkemesinde açılmasının gerektiğini taraflar arasındaki sözleşmede yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemesi olarak gösterilmesinin davalının ikametgahı mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmayacağı, davacının yetkisiz icra dairesinde takipte bulunduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hallerde taraflar kendi aralarında yapacakları yetki sözleşmesi ile, aslında yetkisiz olan bir mahkemenin yetkili olduğunu kararlaştırabilirler. Bu kararlaştırma ile HUMK'nun 9. maddesinde öngörülen ikametgah mahkemesinin yetkisi ortadan kaldırılmış olmaz. Davaya konu olayda taraflar serbest iradeleriyle genel yetkili mahkemenin yetkisini kaldırmadan, İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemelerini de yetkili kılmışlar, davacı da seçimlik hakkını İstanbul İcra Dairesi yönünde kullanmıştır. Bunda hukuka aykırı bir durum yoktur. Hal böyle olunca işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken işin esasını da kapsayacak şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, kabul şekli bakımından da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte belirtilen nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 25.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy