(2918 S. K.m. 20)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, galerici olan davalıdan 23.068.000.000 TL'ye bedelini ödeyerek bir araba aldığını, kendisi Trabzon' da ikamet ettiğinden devir işlemleri için bu işleri takip eden şahıslara vekaletname vermesinin istediğini, vekaletnameyi gönderdiğini, devrin yapıldığını, aracı sonrasında satmak istediğinde üzerinde haciz olduğunu öğrendiğini, araştırınca vekil ile davalı arasında yapılan harici sözleşme ile borçlandırılıp, İcra takibi yapıldığını ve bilinmeyen bir adrese tebligat yapılıp takibin kesinleştirildiğini, sözleşmenin sahte olduğunu ileri sürerek takip nedeni ile borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı, aracın 28.850.000.000 TL'ye satıldığını, 750.000.000 TL devir masrafı olduğunu, 20.000.000.000 TL'nin ödendiğini, kalan kısmın ödenmediğini, sözleşmenin davacının bilgisi ile yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,harici sözleşmenin geçersiz olduğuna ve noter senedinden bedelin ödendiğinin anlaşılmış olmasına göre davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının yetkili vekili M. G. ile davalı arasında 30.7.2002 tarihinde haricen düzenlenen sözleşme ile 29 480 000 000 TL 'ye davalıdan... UR 2218 plakalı aracın satın alındığı, 20.000.000.000 TL'nin peşin ödendiği, kalanın da 5.8.2002 tarihinde ödeneceği hususunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar haricen düzenlenen bu sözleşme 2918 sayılı kanunun 20-d md. uyarınca geçersiz ise de, sonrasında 1.8.2002 tarihinde noterden yapılan devir sözleşmesi ile aracın mülkiyeti davacıya devredildiğinden yapılan ilk harici sözleşme de geçerlik kazanmıştır. Böyle olunca aracın satış bedelinin 29.480.000.000 TL olduğunun, peşin ödenen 20 000 000 000 TL sonrasında 5.8.2002 tarihinde ödenmek üzere 9.480.000.000 TL borcunun kaldığının kabulü gerekir. Davacının bu borcunu ödediğini yazılı belge il kanıtlaması gerekmektedir. Davalının 30.7.2002 tarihli sözleşmeye dayanarak yaptığı icra takibinde davacının bu borcu ödediğini kanıtlayamadığı ve sorumlu olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy