(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki alacak-tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Sinan Yazıcı ile davacı vekili avukat İlyas Zeybek'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı yurt içi ve yurt dışında üretilen iyileştirici nitelikte ortopedik ve travmatoloji sarf malzemelerinin tek yetkili dağıtıcı ve temsilcisinin olduğunu, davalı ile yapılan 12.12.1996 tarihli protokolün USD'nin diğer para birimleri karşısında değer kazanması ve firmaların diğer para birimleri ile ithalat yapması nedeniyle kurum zararının oluştuğu gerekçesi ile davalı tarafça 20.10.1997 tarihi itibariyle fesh edildiğini, protokol yapılana kadar taahhütnameler alındığını ve bu taahhütnamelerde ödemeye esas alınan fiyat ile sonradan kurumca belirlenen rayiç değer arasında fark olması halinde bunun şirketçe karşılanacağının kararlaştırıldığını, ancak şirketçe verilen 20.8.1998 tarihli taahhütnamede protokol imzalanmaması halinde kurum tarafından verilen rayiç değere itiraz hakkının saklı tutulduğunu, davalının buna rağmen 10.12.1999 tarihli yazı ile 1.132.282.48 FFR ile 32.782.98 SFR fark istendiğini, ayrıca kurumdan olan alacağına el konulduğunu ileri sürerek, 1.157.146 FFR ile 32.783 SFR den borçlu olmadığının tespiti ile, haksız el konan 14.483.274.994 TL.nin reeskont faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı, taahhütnameler gereği davacının kurum aleyhine olan fiyat farkını ödemesi gerektiğini, yapılan mahsubun haklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, birleşen dava ile de davacıdan olan fiyat farkı alacağının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, birleşen davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, bilirkişi raporuna göre davacının borçlu olmadığının tespiti ile, 14.483.247.994 TL nin faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki protokolün 12.12.1996 tarihinde yapılıp 20.10.1997 tarihinde sona erdirildiği ve yeniden protokol yapılana kadar davacı tarafından ödemeye esas alınan fiyat ile sonradan kurumca belirlenen rayiç değer arasında fark olması halinde bunun şirketçe ödeneceğine dair taahhütnameler verildiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Davacı 20.8.1998 tarihli taahhütnamede kurum tarafından verilen rayiç bedele itiraz hakkını saklı tuttuğunu, buna rağmen geriye dönük istemde bulunulduğunu, davalı ise sadece 20.8.1998 tarihli taahhütnamede itiraz hakkının saklı tutulduğunu, bundan önceki ve sonrasında yapılan 14.12.1999 tarihli taahhütnamede kurum aleyhine oluşacak fiyat farkının şirketçe karşılanmasının kabul edildiğini ileri sürmüştür. Dosyada mevcut bilirkişi raporları ile ibraz edilen bilgi ve belgelerden davalı kurumca istenilen fiyat farkının hangi dönemleri kapsadığı konusunda bir araştırmanın yapılmadığı, davacının 20.8.1998 tarihli taahhütnamede davalının belirleyeceği rayiç bedele itiraz hakkını saklı tuttuğu gibi, 10.8.1998 tarihinde bunu 31.12.1998 tarihine; 25.12.1998 tarihinde ise 15.3.1998 tarihine kadar,10.3.1999 tarihinde de protokollerin yapılmasına kadar aynı koşullarda uzattığı ve 14.2.1999 tarihinde itiraz hakkı saklı tutulmaksızın taahhütnamenin verildiği görülmüştür. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle kurum tarafından istenilen fiyat farkının hangi dönemleri içerdiğinin davalı kurumdan sordurularak açıkça bildirilmesi istenmeli, davacının 10.8.1998 ile 14.12.1999 tarihleri arasındaki dönem için itiraz hakkının olduğunun kabulü ile rayiç değerin mahkemece belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalı, sair dönemleri kapsadığının saptanması halinde taahhütname gereği davacının fiyat farkından sorumlu olmasına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davalı karşı davacıdan alınarak davalı karşı davacıya ödenmesine, 31.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy