(818 S. K. m. 19, 20, 101) (1136 S. K. m. 163, 164)
Dava: S Amfora Dostlar Konut Yapı Koop. vekili avukat Ü. ile Seçmen M. vekili avukat H. K. aralarındaki dava hakkında Ankara 21 Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 2.11.2004 gün ve 422-477 sayılı hükmün Dairemizin 11.5.2005 tarih ve 1523-8142 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı karşı davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı avukat olan davalı ile aralarında yapılan tarihsiz avukatlık ücret sözleşmesi ile davalının haklarında açılan Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/841 sayılı dava dosyasının takibini üstlendiğini, davalının aleyhlerinde yaptığı Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2003/6857 sayılı dosyası ile icra takibine geçip, takibi usulsüz tebligat ile kesinleştirerek ödenmediğini iddia ettiği bakiye 24.000.000.000 lira ücreti ile, 16.602.739.726 lira birikmiş faizini cebri icra yoluyla tahsil ettiğini, halbuki, davalı ile sözleşme yapmaya genel kuruldan bir karar alınmadan düzenlendiğinden sözleşmenin kooperatifi bağlamadığı gibi, sözleşmede bakiye ücretin ödenmesinin gerçekleşmesine bağlandığı iki şartında gerçekleşmesinin imkansız olması nedeniyle sözleşmenin BK 19 ve 20. maddelerine ve avukatın ücretinin ödenmesinin tahsil şartına bağlandığından geçersiz olduğunu, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi, ön görülen şart gerçekleşmediğinden davalının bakiye ücrete hak kazanmadığını, takipten önce usulüne uygun temerrüde düşürülmediklerinden, yapılan tebligatlarda usulsüz olduğundan birikmiş faiz istenemeyeceğini, talep edilen faizinde fahiş olduğunu bildirip, fazla hakları saklı kalmak üzere Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2003/6857 sayılı dosyası ile borçlu olmadığının tespitine, icra dosyası ile yapılan tahsilatın davalıdan yasal faiziyle tahsiline ve % 40 icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin geçerli olduğunu, yapılan tebligatların davalının vekaletnamede bildirdiği Ticaret sicilindeki adresine çıkarılıp geçerli olduğunu, davacının usulüne uygun temerrüde düşürüldüğünü ve sözleşmede ön görülen şartında gerçekleştiğini bildirip davanın reddini savunmuştur. Açtığı karşı davası ile sözleşme geçersiz sayıldığı takdirde takip ettiği dava sonucu davacının tahsil ettiği 700.000.000.000 lira üzerinden asgari 70.000.000.000 lira ücrete hak kazandığını, tahsil ettiği 40.000.000.000 liranın tenzili ile bakiye 30.000.000.000 liranın tahsilini istemiştir.
Mahkemece asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiş tarafların temyizi üzerine hüküm dairemizce onanmış, taraflar karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı-karşı davalının tüm, davalı-karşı davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan karar düzeltme istemlerinin reddi gerekir.
2- Davacı-karşı davalı aleyhine Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkeme sinde açılan 2000/841 esas sayılı şufa davasını davacı-karşı davalının vekili olarak davalı-karşı davacı avukatın üstlendiği, şufa davasının kooperatif aleyhine sonuçlanıp, şufa bedelinin faiziyle kooperatif iade edildiği anlaşıldığı gibi, bu konular taraflar arasında da çekişmesizdir.
Taraflar arasında yapılan ücret sözleşmesi tarihsiz ise de, içeriğinden sözleşmenin 12.7.2001 tarihinden sonra yapıldığı hiçbir şüphe ve tereddüde yer vermeyecek şekilde anlaşılmaktadır. Bu nedenle sözleşmenin, değerlendirilmesi 4667 sayılı yasa ile değişik Avukatlık Kanununun 163. ve 164. maddelerine göre yapılmıştır.
Tarihsiz avukatlık sözleşmesinde taraflar, avukatlık ücretini 30.000.000.000 lira olarak kararlaştırmışlar, peşin ödenen 6.000.000.000 liranın dışında kalan 24.000.000.000 liranın ödenmesini de 12.7.2001 tarihli celsede verilen ara kararı gereği, şufa davasının davacısı tarafından şufa bedelinin yatırılmaması sonucu verilecek mahkeme kararının Yargıtay'ca onanarak kesinleşmesi halinde veya ara kararı gereği yatan şufa bedelinin davanın sonuçlandığı tarihe kadar üst düzeyde gelir elde edecek şekilde değerlendirilmesinin sağlanması, yani her iki halde de davanın sonuçlanması şartına bağlanmıştır. Sözleşme de, her iki şartında gerçekleşmemesi halinde kalan 24.000.000.000 liranın ödenmeyeceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca bu iki şartta, ücretten kalan miktarın ne zaman ödeneceğine dair belirlemeye yöneliktir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, yapılan ücret sözleşmesi geçerlidir. Başarıya göre ücret ödenmesini öngörün bir sözleşmede değildir. Mahkeme sözleşmeyi değerlendirmede bu yönde yanılmıştır. Kaldı ki, davalı-karşı davacı avukatın vekil olarak takip ettiği şufa davasında şufa bedeli 512.520.000.000 liranın kooperatif adına bir ay vadeli hesaba yatırılıp değerlendirilerek davacıya 616.555.841.470 lira olarak ödendiği, dolayısı ile sözleşme de kararlaştırılan ikinci şartında gerçekleştiği, şufa bedelinin ne kadar süreli ve vadeli olarak bankaya yatırılmasını avukat olan davalının değil, yargılamayı yapan mahkeme hakiminin takdirinde olduğu da bir gerçektir. Bu konuda davalının avukat olarak yapması gerekip de yapmadığı bir şeyde yoktur. Taraflar arasın da geçerli olan sözleşmeye göre, davalı-karşı davacı avukat bakiye kalan ücrete hak kazanmıştır. Mahkemece 24.000.000.000 lira ilgili davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Davacı- karış davalı, aleyhinde karşı tarafça yapılan icra takibinde takip tarihinden öncesi içinde birikmiş faiz istendiğini, kendisinin usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden, icra takibinden öncesi için faiz istenemeyeceğini, faiz oranının da yüksek olduğunu iddia etmiştir. BK 101/1 maddesi hükmüne göre, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davalı-karşı davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 6.6.2002 tarihli ihtarnamede tebliğ şerhi bulunmamakta, davacı-karşı davalının icra takibinden önce temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece ihtarnamenin tebliğ şerhi, borçlu kooperatifin temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği, talep edilen faiz oranı ile istenen işlemiş faiz miktarı araştırılarak değerlendirilip, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Mahkeme kararının, yukarıda 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalı-karşı davacının karar düzeltme istemi kabul edilmeli onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: 1.bent gereği davacı-karşı davalının tüm, davalı karşı davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereği kararın davalı-karşı davacı yararına, 3.bent gereği kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy