(1136 S. K. m. 174)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Serkan Demir ile davacı ve vekili avukat Enver İşler Tan'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 1.3.2001 tarihli sözleşme ile davalı şirketin vekilliğini üstlendiğini, üzerine düşen edimleri layıkıyla yerine getirdiğini, ancak davalının 17.1.2003 tarihli ihtarla sözleşmeyi feshedip aynı tarihli azilname ile de haksız bir şekilde kendisini azlettiğini, davalı şirket adına takip ettiği 12506 adet icra dosyasından kaynaklanan vekalet ücreti alacağının 374.012.899.000 TL. olduğunu ileri sürerek bu miktarın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının sözleşme ile yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile sonradan tahsil edilen ve üzerinde hapis hakkı kullanılan 23.155.828.160 TL. düşümü ile 326.251.290.240 TL'nin 17.1.2003 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 13.1.2001 tarihli yasal takip projesi hizmet sözleşmesi başlıklı sözleşme ile davalının vekilliğini üstlendiği ve vekalet ilişkisinin 17.1.2003 tarihinde sona erdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının azledilmesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususundadır. Avukatlık kanununun 174/2 maddesi avukatın kusur ve ihmalinden dolayı azledilmesi halinde ücretin ödenmesinin gerekmediğini hükme bağlamaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme tarafların yükümlülüklerini ayrıntılı şeklide belirlemiştir. Davacı, cep telefonu operatörü olan davalı şirketin çok sayıda icra takibini ve davalarını takip edeceğini bilerek bu sözleşmeyi imzalamış ve bu nedenle de bu işlerin takibini sağlayacak bilgisayar programı kurulması kararlaştırılmıştır. Bu itibarla davacı, bu işleri sözleşme uyarınca tam ve layıkıyla takip edebilmek için gerekli olan önlemleri almak zorundadır. Davalı şirket sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği 17.1.2003 tarihli ihtarında davacı avukatın dosyaları gereği gibi takip etmediğini, tahsilatları zamanında yatırmadığını ve dolayısıyla sözleşmeye aykırı davrandığını bildirmiş, cevap layihasında ve yargılama aşamasında da davacı tarafından layıkıyla takip edilmediği iddia edilen dosya numaralarını belirterek davacı tarafından sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiği belirtilen ve borçları ibra eder nitelikte bulunan ibranameler sunarak, borçlulardan yapılan tahsilatların sözleşmede belirtilen sürelerde intikal ettirilmediğini savunmuştur.
Mahkemece alınan ve itibar edilen bilirkişi raporu sadece icra takip dosyasının sayısı ile bu dosyalardan davacının ne kadar alacağı olduğunu saptayan nitelikte olup, davacının kusurlu olup olmadığı azlin haklı olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmamıştır. Her ne kadar davalı taraf 24.12.2002 tarihinde bilgisayar sistemini kapatarak davacının sisteme girmesini engellemiş ise de, bu tarihten önce davacının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı hususunda da bir inceleme yaptırılmamıştır. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek, taraflar arasındaki ilişkinin ve sistemin işleyişi göz önünde alınarak aralarında bilgisayar konusunda uzman olan bilirkişide olan bilirkişi kurulundan, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, davalının davacıyı azlinin haklı olup olmadığı hususunda rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik incelmeyle hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy