(818 S. K. m. 250)
Dava: Taraflar arasındaki muarazanın meni davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, Kaleiçi mevkii 167/9 ve 168/1 parsellerde kiracı iken, bu taşınmazların davalıya devri üzerine, davalı ile 13.8.2000 tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi yaptıklarını, taşınmazda 15 yılın üzerinde kiracılıkları sırasında zorunlu giderler yapıldığını, davalının taşınmazı bu haliyle satışa çıkarınca, yaptırdıkları zorunlu imalatların bedelini Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/20 D.iş sayılı dosyasıyla 33.943.103.220 TL olarak tesbit ettirdiklerini ve bu bedeli ödemesi için davalı idareye başvurup, bedel ödeninceye kadar hapis hakkı kullanacaklarını bildirdiklerini, bundan sonra davalı idarenin 26.6.2003 tarihinde taşınmazın dava dışı Samet Tüysüz adlı şahsa satıldığını belirterek taşınmazı tahliye etmelerini istediğini, taşınmaz satılmakla eski malikin tahliye isteme hakkının ortadan kalktığını, bu hakkı yasalara göre ancak yeni malikin kullanabileceğini belirterek taşınmazın tahliyesi konusunda davalı idarenin çıkardığı muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı, söz konusu parseller üzerindeki dükkanın belirtilen sözleşme ile davacıya 2 yıllığına kiralanmış bulunduğunu, kira sözleşmesinin 13.8.2002 tarihinde sona erdiğini, tahliye isteminin iptali ve tahliyenin durdurulması için davacının Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davanın reddedildiğini, taşınmazın 2886 sayılı yasa hükümlerine göre tahliye işleminin iptali için daha evvel açılmış dava olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, ayrıca sözleşmeye göre 2886 sayılı yasa hükümlerine göre tahliye istediklerinden idare mahkemesinde dava açılması gerekip, mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının taşınmazda işgalci olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Bu davada taraflar arasındaki kira ilişkisine göre ve davalının artık malik olmadığı için tahliye isteminde bulunamıyacağı iddiası ile açıldığından mahkemenin görevli olduğu kabul edildikten sonra, davalının taşınmazı satsa da kiralıyan sıfatının devam ettiği dolayısıyla tahliye istemesine engel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dosyaya ibraz edilen belgeler ve toplanan delillerden taraflar arasında kira sözleşmesi bulunduğu davalı idarenin bu kira sözleşmesi ile davacıya kiralamış olduğu taşınmazı dava tarihinden önce üçüncü şahsa sattığı açıkça anlaşılmaktadır. Mahkeme kararında da belirtildiği üzere, taşınmazı kiraya verenin taşınmazın maliki olması şart değildir ve malik olmayan kiralıyanın tahliye istemesi mümkündür. Ancak somut olayda davalı idare mecurun maliki iken kiraya vermiş olup, mecuru satmakla mecur üzerindeki tüm haklarını bu arada kiralıyan sıfatını da 3. şahsa devretmiş, bu yüzden kiralıyan sıfatı kalmamıştır. Eldeki davadaki uyuşmazlık, önceki kira döneminden değil, davalının taşınmazı sattıktan sonraki dönemde çıkardığı muarazadan kaynaklanmaktadır. Bu durumda da davalının tahliye talebinde bulunması mümkün olmadığından yarattığı muarazanın menine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy