(818 S. K. m. 404/son)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, bir dükkan almak istediğini, bu nedenle emlakçi olan davalının bilgisine başvurduğunu, davalının iradesini fesada uğratarak kendisine 27.6.2002 tarihli bir sözleşme imzalattığını, imzaladığı bu sözleşmenin tellallık sözleşmesi niteliğinde olmadığını ve geçersiz bulunduğunu, sözleşmenin bir an için geçerli olduğu kabul edilse bile davalının sözleşmenin özel koşullar bölümündeki edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmede öngörülen sürenin dolmasından 60 gün sonra taşınmazı kayıt malikinden satın aldığını, davalının anılan sözleşmeye dayanarak kendisine karşı icra takibi başlattığını ileri sürerek başlatılan bu takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı taşınmaz sahibi ile anlaşıp, davaya konu taşınmazın satımı konusunda gazete ilanı verdiğini, ilanı gören davalıya taşınmazı gezdirdiğini, sözleşmenin özel şartlar bölümünde gösterilen şartlar bölümünde gösterilen şartlar kapsamında davalının almayı kabul ettiğini, daha sonradan davalının sözleşmeye hile ile süre şartını eklediğini, sözleşmeden doğan yükümünü yerine getirmiş olmasına rağmen davacının kendisini devre dışı bırakarak taşınmazı malikinden satın aldığını savunarak davanın reddine %80 tazminatın tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davacının sözleşmeden doğan yükümünü yerine getirip, ücrete hak kazandığı gerekçe gösterilmek ve cezai şarttan indirim yapmak suretiyle 4.850.000.000 TL. komisyon ücreti alacağı ve 150.000.000 TL. cezai şart dışında davacının davalıya başkaca borcunun bulunmadığının, tespitine, tarafların inkar tazminatı isteklerinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davada dayanılan 27.6.2002 tarihli sözleşmenin birinci bendinin son cümlesinde "aşağıdaki talep ettiğim şartlar oluşturulduğu takdirde sözleşme imzalayacağımı taahhüt ederim" sözleri yazıldıktan sonra aynı sözleşmenin "özel şartlar" bölümüne de "taşımazın tapusunun ipoteksiz olarak devre hazır hale getirileceği ve bedelin 195.000.000.000 Tl.na indirileceği" gibi şartlar konulmuştur. Sözleşme bu haliyle bir bütün olarak değerlendirildiğinde tellallık sözleşmesi niteliğinde olmayıp ileride tellallık sözleşmesi yapılmasını belirli şartlara bağlayan bir ön sözleşme niteliğindedir. Dosya içerisindeki akit tablosu ve tapu kayıtlarının incelenmesinden davacının davaya konu taşınmazı dava dışı kayıt malikinden 27.8.2002 gününde satın aldığı ve taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin de bu tarihten sonra 5.9.2002 gününde terkin edildiği anlaşılmaktadır. Bu da davalı tellalın ön sözleşmeden doğan yükümünü yerine getirmediğini göstermektedir. Davalı her ne kadar dosyaya 22.6.2002 tarihli ikinci bir sözleşme sunmuş ise de bu belgede davacının imzası yoktur. Ve onu bağlamaz. Bu durumda taraflar arasında yazılı olarak yapılmış geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından bahsedilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. BK. 404/son maddesi hükmüne göre de tellallık sözleşmesinin geçerliliği yazılılık koşuluna bağlı tutulduğundan ve bu şartın gerçekleşmediği böylece tellalın ücrete hak kazanamadığı anlaşıldığından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazıl şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davalının temyiz itirazlarının reddine ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 18.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy