(4822 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının bankadan aldığı kredi kartına ilişkin borcunu ödeyemediğini, henüz borç muaccel hale gelip hesap kat edilmeden 4822 sayılı yasadan faydalanmak için başvuruda bulunduğundan bu talebinin de reddedildiğini, 4.11.2003 tarihinde kat ihtarı gönderilerek 23.2.2004 tarihinde de takip başlatıldığını bildirerek, takibe yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 4822 sayılı Yasadan yararlanmak için süresinde başvuruda bulunduğunu belirterek, borcun tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, Tüketici Mahkemesinin kesinleşen kararı ve tüm dosya kapsamına göre davacının yasadan yararlanma imkanı bulunmadığı belirtilerek, sözleşme gereğince bilirkişi tarafından yapılan hesaba göre davanın kısmen kabulüne, asıl alacağa yapılan itirazın 2303,09 YTL üzerinden iptaline, asıl alacağa takipten itibaren yıllık %96 temerrüt faizi uygulanmasına, asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanamayacağına ilişkin Edirne Tüketici Mahkemesinden verilen 9.9.2003 tarihli kararın kesinleşmesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Kural olarak BK. 101 maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Ancak borcun ödeneceği gün belli ise ayrıca ihtara gerek olmadan belli günün hitamı ile temerrüt oluşur. Borçlunun temerrüde düşmesi için yasal koşullar oluşmasına rağmen bankanın hesabı kat etmeyerek uzun süre beklemesi temerrüt tarihini borçlu aleyhine ileri bir tarihe erteleyerek, hesap kat tarihine kadar faizin kapitalize edilerek faize faiz yürütülüp borçlu aleyhine davranılması hakkın suiistimali mahiyetindedir. Somut olayda davalı 11.9.2002 hesap kesim tarihli ekstredeki son ödeme tarihi olan 25.9.2002 tarihinde ödeme yapmadığından bankanın hesabı katı için yasal koşullar oluşmuştur. Buna rağmen banka 14.11.2003 tarihine kadar beklemiş ve bu tarihe kadar ödenmeyen borcun faizini kapitalize ederek iyi niyet kuralına aykırı hareket ederek borçlu aleyhine davranmıştır.
Bu durumda bilirkişiden ek rapor alınarak 11.9.2002 hesap kesim tarihli ekstredeki son ödeme tarihi olan 25.9.2002 tarihinden sonra hesabın katı için gereken makul süre belirlenmeli ve bu tarih temerrüdün başlangıcı kabul edilip icra takip tarihi itibariyle borcun tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte gösterilen nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy