(4822 S. K. geçici m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı, davalının aldığı kredi kartı ile yaptığı harcamaların bedelini ödememesi nedeniyle tahsili için başlatılan icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda borcun 4.3.2003 tarihi itibariyle 7.148.968.143 TL olduğunun tespitine, bu bedelin 12 eşit taksitte tahsilini teminen takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre her iki tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davalının davacı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olarak açılmıştır. İcra takibinden ve dava açıldıktan sonra davalı, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için 24.3.2003 tarihinde davacı bankaya başvurmuştur. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır.
Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda, davacının 21.5.2001 günlü ihtarı ile, hesabın kat edildiği, 3.378.689.322 TL ve 305.70 dolar borç ile bunun temerrüt faizi ve ferileri ile derhal ödenmesinin istendiği, bu ihtarın davalıya 23.5.2001 günü davalının sözleşmede bildirilen adresinde bulunamaması üzerine iade edilmesi ile tebliğ edilmiş sayılacağı, bu şekilde davalının 24.5.2001 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının temerrüde düştüğü 24.5.2001 tarihindeki asıl alacak ve akdi faizden oluşan davalı borcuna, davalının bankaya 4822 sayılı yasadan faydalanmak için başvurduğu tarihe kadar %50 faiz uygulanarak yukarıdaki açıklamalar ışığında davalı borcunun belirlenmesi gerekirken, son hesap ekstresindeki son ödeme tarihini esas alarak hesaplama yapan ve davalının yasadan yararlanmak için davacı bankaya başvuru tarihine kadar olan sürede yaptığı ödemeleri dikkate almayan bilirkişinin yetersiz raporu esas alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 27.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy