(818 S. K. m. 81)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşme iptali, alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılardan ... İnş. Ltd. Şti. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Karar Davacı, davalı şirket tarafından yapılacak olan binadan bağımsız bir bölüm satın aldığım, sözleşmede kararlaştırılan 10.000.000.000.- TL satış bedelini satıcıya ödediğini, sözleşme koşullarının kararlaştırılan sürede yerine getirilmemesi ihtimaline karşılık, sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalayan diğer davalı H. adına kayıtlı olan Didim ilçesi 13777 nolu parselde kayıtlı 1/78 arsa paylı 2 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının da teminat olarak kendisine devredildiğini, davalıların süresinde taşınmazı tamamlayarak teslim edemediklerini, yaptırmış olduğu tespit gereğince inşaatın tamamlanması için altı aylık süreye ihtiyaç olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, sözleşmenin iptaline, sözleşmenin yerine getirilmemesinden dolayı uğramış olduğu zararlara karşılık, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.100.000.000.-TL kira kaybının reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, teminat olarak verilen Didim ilçesi 13777 parselde kayıtlı 2 nolu bağımsız bölümün mülkiyetinin kendisine aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan... Ltd. Şirketi, davacının satış bedelinin tamamını ödemediğini, sadece 5.000.000.000.- TL' lik kısmını ödediğini, inşaatın tamamlanamamasında kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, sözleşmede belirtilen süre içinde dairenin teslim edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, sözleşmenin iptaline, sözleşme gereğince davacıya teminat olarak verilen bağımsız bölümün mülkiyetinin davacıya aidiyetinin tespitine, kira alacağına ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalılardan şirket tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacının alıcı, davalılardan ... Ltd. Şirketi'nin satıcı, H'nin ise müteselsil kefil olarak imzaladığı 06.09.2001 tarihli sözleşmede, Aydın ili Nazilli ilçesinde 10 nolu parselde inşaat halinde bulunan binanın 3 nolu bağımsız bölümü ile altındaki deponun davacıya satıldığı, teknik şartnamede yer alan işlerin tamamlanması karşılığında satış bedelinin 10.000.000.000.- TL olarak belirlendiği, bu paranın tamamının 31.12.2001 tarihine kadar ödeneceği, dairenin 2002 yılı sonuna kadar anahtar teslimi şeklinde bitirilerek alıcıya teslim edileceği, daire teslim edilinceye kadar H'ye ait Didim'de bulunan dairenin tapusunun teminat olarak alıcıya verileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakta olup, sözleşmenin 22. maddesinde de açıkça Satıcı şirket işbu sözleşmeye konu daireyi 31.12.2002 tarihine kadar tam ve eksiksiz olarak tamamlayıp teslim etmediği takdirde alıcı S. işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ve bu durumda S. teminat olarak aldığı yazlığı iade borcundan kurtulacak ve işbu yazlık S'nin olacaktır hükmü bulunmaktadır. Sözleşmede davacıya teminat olarak verilmesi öngörülen davalı H'ye ait olan Didim'de bulunan dairenin tapusunun 06.09.2001 tarihinde davacıya devredildiği, davacı tarafından Didim Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2003/456 E. - 2004/480 K. sayılı dava dosyası ile H. aleyhine 24.09.2003 tarihinde açılan el atmanın önlenmesi davasının kabul edildiği, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nce özellikle davalının kayden davacıya ait çaplı taşınmaza haklı ve geçerli bir neden olmaksızın el attığı saptandığına göre davalının temyiz itirazları yerinde değildir açıklaması ile onandığı görülmektedir. Davacı, sözleşmenin 22. maddesi gereğince, satış bedelini ödediği halde dairenin süresinde kendisine teslim edilmediğini belirterek, sözleşmenin iptalini, teminat olarak verilen taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini ve mahrum kaldığı kira bedelinin tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme, her iki tarafa da karşılıklı edimler yükleyen bir sözleşme olup, BK'nun 81. maddesine göre, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde akdin ifasını talep eden tarafın, kendi borcunu ifa etmiş veya sözleşmeye uygun ifayı teklif etmiş olması gereklidir. Böyle bir sözleşmenin taraflardan birinin tek taraflı beyanı ile feshedilmesi mümkün olmadığı gibi, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın, karşı taraftan edimin ifasını talep etmesi de mümkün değildir. Anılan sözleşmede alıcı, 31.12.200 1 tarihine kadar satış bedeli olan 10.000.000.000.- TL'yi satıcıya ödemeyi, satıcı ise daireyi teknik şartnamede belirtildiği şekilde tamamlayarak 2002 yılı sonuna kadar alıcıya teslim etmeyi taahhüt etmiştir. Belirtilen sürede daire tamamlanarak teslim edilmediğinden satıcının edimini yerine getirmediği sabittir. Alıcı davacı ise satış bedelini tümünü ödediğini ileri sürerek, kendi edimini yerine getirdiğini savunmuş, davalı ise satış bedelinin sadece 5.000.000.000.- TL'lik kısmının ödendiğini, kalan miktarın ödenmediğini bildirmiştir. Sözleşmenin alt kısmındaki davalının imzasını taşıyan açıklama gereğince 5.000.000.000.-TL'lik bedelin alındığı sabit ise de kalan 5.000.000.000.,TL'nin ödendiği davacı tarafından yasal delillerle ispat edilememiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere davada dayanılan sözleşme, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme 01duğundan, kendi edimini yerine getirmeyen davacı, karşı taraftan edimin ifasını isteyemez. Her ne kadar, teminat olarak verilen daire nedeniyle davacı tarafından sözleşmenin müteselsil kefili olan H'ye karşı açılmış olan men'i müdahale davası kabul edilmişse de, davalının temyizi üzerine karar, 1. Hukuk Dairesi'nce davacı adına olan tapu kaydına üstünlük tanındığı gerekçesiyle onandığından, söz konusu davanın kabul edilmiş olması da, teminat olarak verilen daire yönünden davacı için bir hak oluşturmaz. Davacı, tüm satış bedelini ödediğini ispat edememişse de dava dilekçesinde yasal diğer deliller demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan, bakiye 5.000.000.000.- TL'lik satış bedelinin ödendiği konusunda davalı satıcıya yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 20.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy