(818 S. K. m. 539)
Taraflar arasındaki adi ortaklığın feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ile davacı vekili geldi diğer davacılar tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacılar, davalı ile murislerinin aralarında 15.06.1999 tarihinde seracılık adi ortaklığı sözleşmesi düzenlediklerini, ortaklık sermayesinin 450.000.000 TL'yi murislerinin, 50.000,000 TL'yi de davalının karşıladığını, murislerinin karşılıksız olarak kendine ait iki ayrı taşınmazını ortaklığa tahsis ettiğini, bu iki taşınmazdan biri üzerinde davalı yararına 30 yıl süre ile irtifak hakkı tesis ettiğini, edimler arasında aşırı nispetsizlik olduğu gibi murisin sözleşmenin 5. maddesindeki özel hükme dayanarak sağlığında davalıya gönderdiği ihtarnamesi ile sözleşmeyi fesh ettiğini ileri sürerek gerek gabin hukuki nedeni dayalı olarak ve gerekse gönderilen fesih ihtarı nedeniyle sözleşmenin feshine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıların murisleri ile aralarındaki ortaklığın 1985 yılından beri devam ettiğini, feshin haklı olmadığını, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ortaklık sözleşmesinin feshine, taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının iddiası adi ortaklığın feshine ilişkin ihbar ve tüm dosya kapsamından mahkemece adi ortaklığın feshine karar verilmekle adi ortaklığın son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre, tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.'nın 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK'nın 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında bozma ilamında da açıklandığı üzere, öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan her iki taraftan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ancak tasfiyeye ilişkin tasfiye memuru atamakla yetinilmiş, bizzat tasfiye yapılıp tarafların hak ve yükümlülükleri paylaştırılmamıştır. Yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 22.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy