(1086 S. K. m. 388, 389) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki borçlu olmadığının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı iki adet kredi kartının, 29.9.2003 günü cüzdanıyla birlikte çalındığını 30.9.2003 günü davalı bankaya bildirip her iki kredi kartını da iptal ettirdiğini, ancak bu kredi kartlarının 18.10.2003 gününde yüklü miktarda alışverişler yapılarak kullanılmış olduğunu öğrenip konuyla ilgili başvurusuna, davalı bankanın, kredi kartlarının 18.10.2003 günü diğer davalı tarafından kendisine teslim edilmiş olduğu yolunda olumsuz cevap verdiğini, bildirip yeni kredi kartlarının kendisine teslim edilmediğini davalı banka tarafından aleyhine icra takibi yapılabileceğini bildirerek söz konusu alışverişlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalıların kötüniyet tazminatına mahkum edilmelerini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ve davanın söz konusu kredi kartlarından dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.
Davacının, kredi kartının, çalındığını davalı bankaya 30.9.2003 günü bildirdiği, dosya kapsamıyla sabit olduğu gibi, taraflar arasında da çekişmesizdir. Davalı banka, davacı adına düzenlenen yeni kredi kartlarının, bizzat kendisine teslim edildiğini iddia etmiş ise de, diğer davalı tarafından söz konusu kredi kartlarının teslim edildiği kişinin, davacı olmadığı anlaşılmıştır. Öyle olunca, kredi kartlarının çalındığının bildirildiği 30.9.2003 tarihinden itibaren yapılan harcamalardan davacı sorumlu değildir.
Öyle olunca mahkemece, davacıya gönderilen hesap ekstrelerinde ki belirtilen harcama tarihleri gözönünde tutularak, 30.9.2003 tarihinden sonra yapılan harcamaların miktarı belirtilmek suretiyle, davacın sorumlu olmadığı miktar belirlenip, bu husus kararda açıklanıp hüküm fıkrasında da hüküm altına alınmalıdır. Davacının bu kredi kartlarından dolayı borçlu olmadığı şeklinde oluşturulan karar, kredi kartlarının kaybolduğunun bildirildiği tarihten önceki, davacının sorumlu olduğu harcamaları da kapsayacak, infazda tereddüt ve ihtilaf yaratacak niteliktedir. HUMK. 388-389. maddeleri hükmüne göre mahkeme kararlarının açık, sarih, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde olması gerekir. Karar bu haliyle usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde 77.00 YTL.nın 12.20 YTL.nın Kurye-Nete iadesine, 20.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy