(1086 S. K. m. 237) (818 S. K. m. 140)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Ş. ve vekili Avukat H.S. ile davalı vekili Avukat N.E.E.'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıların murisleri ile uzun süre inşaat adi ortaklığı yaptıklarını, ortaklıklarını 20.09.1993 günü sona erdirip, 13.10.1993 günü de aralarında protokol düzenlediklerini, protokol gereğince murisin 5.201.000 DM ve iki adet daire veya 600.000 DM parayı ödemeyi taahhüt ettiğini, protokol tarihinden 9 gün sonra davalıların murislerinin vefat ettiğini, edimini yerine getirmediğini ileri sürerek şimdilik 201.000 DM'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, alacağın zamanaşımına uğradığını; davacı ile aralarında görülüp kesinleşen başka dosyada davacının murisleriyle en son aralarında 01.10.1993 gününde protokol düzenlediğini ileri sürdüğünü, o protokolün de sahte olduğunun kesinleşmiş kararla ortaya çıktığını ileri sürerek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasında görülüp kesinleşen İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/466 Esas sayılı dava dosyasında davacının en son davalıların murisleriyle 01.10.1993 tarihli sözleşme düzenlediği, bu davaya konu ettiği 13.10.1993 günlü belgeden söz etmediği, her iki dava arasında taraf ve konu birliği bulunduğu gerekçe gösterilerek zamanaşımı ve kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Borcu sükût ettiren sebeplerden olan zamanaşımının varlığı işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Bir davada süresinde yapılmış zamanaşımı def'inin varlığın kabulü halinde işin esası hakkında inceleme yapılması mümkün değildir. Mahkemece hem zamanaşımı, hem kesin hüküm, hem de iki ayrı protokolden bahsedilmek suretiyle işin esası açısından davanın reddine karar verilmiştir. Birden çok ret sebebinin bir arada incelenmesi olanağı bulunamayacağına göre hükmün bozulması gerekir.
2- Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 450.- YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy