(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ile davacı vekili avukatın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 1.4.2004 tarihinde davalı şirkette kaptan pilot olarak işe başladığını, davalının, üç yıllık çalışma zorunluluğu getiren, aksi halde 17.914 Euro tazminat ödenmesini içeren bir adet taahhütname ve aynı miktarda senet imzalattığını, işe başladıktan sonra davalı tarafından, ulusal ve uluslararası sivil havacılık kurallarının emredici hükümleri ihlal edilerek uçuş ümitlerinin üstünde ve mecburi dinlenme saatlerine uyulmadan uçuşlara gönderildiğini, bu durumun taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin 6/a ve 6/b maddelerine de aykırılık teşkil ettiğini, öte yandan maaş ve uçuş tazminatlarının da zamanında ödenmediğini, ödense de taksitler halinde ödendiğini, bu şekilde kendisi için çekilmez hal yaratan sözleşmeyi, 5.11.2004 tarihli ihtarname ile haklı nedenlerle feshettiğini, haklı fesih nedeniyle davalının kendisinden herhangi bir talepte bulunamayacağını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitine, vermiş olduğu senet ve taahhütnamenin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 1.4.1004 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandıktan sonra davacının, A-320/321 operatör conversion tip eğitimi alması için Paris'e gönderildiğini, yapılan eğitim masraflarının çok yüksek olması sebebi ile davacının şirkette üç yıl süre ile çalışacağı, aksi halde eğitim bedellerini ödeyeceğine dair taahhütname imzalayarak verdiğini, davacının 1.4.2004 tarihinde başladığı görevini 5.11.2004 tarihinde tek taraflı olarak haksız şekilde feshettiğini, kaldı ki davacının, haklı fesih sebeplerini öğrendiği andan itibaren uygun bir süre içinde iş akdini feshetmesi gerektiğini, sözleşmenin tarafların hür iradesi ile imzalandığını, ücretlerin şirketin nakit akışına göre iki ayrı partide ödendiğini, davacının arkadaşlarıyla birlikte toplu olarak aynı istifa dilekçeleri ile akdi feshettiğini, bu şekilde eğitim bedelinden kurtulma çabası içine girdiğini, iyiniyetli olmadığını, fesih sebeplerinin de dayanaksız, hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ve tanık beyanları gereğince, maaşların taksitler halinde yatırıldığı, yatı yerlerindeki koşulların dinlenmeye uygun olmadığı, limitlerin üstünde uçuş yaptırıldığı gerekçeleriyle davacının sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiği kabul edilerek, keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan 17.914 Euro bedelli senet ve taahhütname nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 1.4.2004 tarihinde davalı şirkette pilot olarak göreve başladığı, tüm masrafların davalı tarafından karşılanmak üzere davacıya A-320/321 tip uçak eğitimi verildiği, davacının bu eğitim ücreti karşılığında şirkette üç yıl çalışmayı taahhüt ettiği, bu taahhüdü yerine getirmesinin teminatı olarak da senet imzalayarak verdiği, alınan eğitimin şirket tarafından Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne bildirilip davacının lisansına işletildiği, davacının 1.4.2004 tarihinde başladığı görevini 5.11.2004 tarihinde tek taraflı olarak feshettiği anlaşılmakta olup, davacı, sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiğini belirterek, davalıya borçlu olmadığının tespitini ve işe başlarken vermiş olduğu senedin iptalini talep etmiş, davalı ise feshin haksız olduğunu savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı olup olmadığı ve davacının imzalamış olduğu taahhütname ve senet nedeniyle davalıya karşı borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan 22.5.2006 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle, davacının Fransa'da A-320/321 tip eğitimi aldığı, buna ilişkin bir kısım belge ve harcamaların dosyada mevcut olduğu, seferlere gönderilen pilotların konakladığı bazı otellerin, mevdatta belirlenen standartlarda olmadığı, pilotların gereği gibi dinlenmeden tekrar ve uçuş limitlerinin üstünde uçuşlara gönderildiği, davacının aylık ücretlerinin taksitler halinde yatırıldığı belirtilerek, davacının sözleşmeyi tek taraflı feshetmekte haklı olduğu bildirilmiş, mahkemece de bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa davalı, 22.6.2006 havale tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna itiraz etmiş olup, davacının, uçuş limitlerinin üstünde görevlendirilmediğini, fesih tarihine kadar bu yönde herhangi bir itiraz ve şikayetinin de bulunmadığını, hak ettiği tüm maaş ve uçuş tazminatlarının ödendiğini, şirkette çalışırken Türk Hava Yollarına iş başvurusunda bulunduğunu, şirket tarafından verilen ve lisansına işlenen tip eğitimi sayesinde iş başvurusunun kabul edilmesi akabinde 5.11.2004 tarihinde iş akdini feshettiğini, eğitim giderlerini ödememek için de eldeki davayı açtığını, bu şekildeki davranışın objektif iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu bildirmiştir. Mahkemece davalının bu itirazları üzerinde durulmamış, gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Gerçekten de, dosya kapsamına ve Türk Hava Yolları'ndan gelen 6.7.2005 tarihli cevabi yazıya göre, davacının, davalı şirkette çalışmaya başladıktan sonra 13.9.2004 tarihinde Türk Hava Yollarına iş başvurusunda bulunduğu, 22.10.2004 tarihinde iş başvurusunun kabul edildiği, 5.11.2004 tarihinde davalı ile arasındaki iş akdini feshettiği, 22.11.2004 tarihinde fiilen Türk Hava Yollarında göreve başladığı, 11.11.2004 tarihinde de eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dava konusu sözleşme, Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir sözleşme olup, mevcut uygulamaya davacı uzun süre ses çıkarmamış ise, daha sonra somut olayda olduğu gibi, daha iyi şartlarda bir iş başvurusunun kabul edilmesinden sonra bu hakkın ileri sürülmesi MK'nın 2. maddesinde belirtilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz ve hukuken himaye edilemez. O halde davalının itirazında bildirmiş olduğu bu hususların incelenip değerlendirilmesi zorunludur. Bu nedenle mahkemece, objektif iyiniyet kuralları da gözetilmek suretiyle az yukarıda belirtilen ve davalının itirazına da konu olan tüm bu hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 17.09.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy