(1136 S. K. m. 40)
Dava: Davacılar, davalı avukatın Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1985/356 sayılı davasında kendilerini vekil olarak temsil ettiği, davalının kendilerine yanlış bilgi verdiğini ve davanın kaybedileceğini bildirdiğini, davalının yönlendirmesi sonucu davalı avukat ve davada dava dışı diğer avukatın istifa ettiğini, ancak istifa edildiğinin kendilerine bildirilmemesi ve davanın takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, açtıkları sonraki davanın da zaman aşımı nedeniyle reddedildiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 600.-TL'nin tahsilini istemişlerdir.
Davalı, Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalılar bakımından oluştuğu iddia edilen zararın 1985/232 sayılı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği 30.03.1999 tarihinde gerçekleştiği, zararın doğduğu tarihten itibaren Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesindeki zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Davalının, dava dışı avukatlarla birlikte davacılar vekili olarak Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1985/356 sayılı davasını takip ettiği ve bu davanın 1985/232 sayılı davayla birleştiği, davalı ve dava dışı avukatın 05.09.1997 tarihli dilekçeyle davacıların vekillerinden istifa ettikleri ve 30.09.1999 tarihinde davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki davacıların davalıyı azletmedikleri, davalının kendiliğinden istifa ettiği, davalının istifa dilekçesinin davacılara tebliğ edilmediği ve 1985/232 sayılı davadaki mahkeme kararının henüz taraflara tebliğ edilmediği anlaşılmış olup, bu itibarla davacılarla davalı arasındaki vekalet ilişkisinin dava tarihine kadar devam ettiğinin kabulü gerekir. Davalı, davacıların istifa olayından haberdar olduklarını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin devam etmesi nedeniyle zamanaşımı süresinin henüz başlamadığının kabulü zorunludur.
Sonuç: Mahkemece davalının zamanaşımı def'i reddedilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy